Üye Girişi

Üye Girişi

SİZİ KİM AFFEDECEK SİZİ?..

29 May 2018

Bir psikolojik hastalık olan aşırı utanmayı hariç tutacak olursak, insanların taşıdığı ortak duygulardan biri utanma duygusudur.

Tabii normal insandan ve olması gereken (yani fazileti tamamlayan) normal utanma duygusundan bahsediyorum. Bir insanı yapacağı yanlışlardan, hatalardan koruyan, insanı önce Yaradan’ın sonra da eşinin dostunun ve edep sahiplerinin yanında mahcup olmaktan muhafaza eden utanma duygusundan bahsediyorum.
İnsanı hayvanlardan ayıran utanma duygusunu anlatmaya çalışıyorum.

Zira Fahrettin Kerim Gökay diyor ki;
“İnsan denen varlığı diğer varlıklardan ayıran en büyük özellik utanma duygusudur…” diyor.
Bu tesbite katılmamak mümkün mü?

…..

Ama insan utanma duygusunu kayıp edince böyle oluyor demek ki;
Kadın olmadığı halde kadın pozlarına, erkek olmadığı halde teke yumurtalı(!) erkek pozlarına girebiliyor!
Hatta tekelerin arasına bile girmeye kalkışabiliyor bazıları!
Sevgiden hiç nasip almamış olmasına rağmen sevecen insan görüntüsü verebiliyor!
Alçak iken yükseklik, şerefsizken şeref abidesi kesilebiliyor…
Hırsızken dürüstlük, kanunsuzken hakka hukuka riayet eden rolü oynayabiliyor…

“Din, iman bir torba saman” olmasına rağmen, Allah’a inansa bile, Allah’a güvenmemesine rağmen, ağzından Allah’ı, Kitabı düşürmeyip ehl-i din kesilebiliyor!..
Mertlikle uzaktan yakından alakası yokken mert oğlu mert edası sergileyebiliyor!
Arkadan sövüp, saydıklarına yüz yüze gelince gardaş diyebiliyor!

Velhasıl sosyal hayatımızda utanma duygusunu kayıp etmiş böyle tiplerin bir sürü özelliğini sıralamak mümkün…

Peki sosyal hayatımızda olan bu tipler, siyasal hayatımızda yok mu acaba?

Aman efendim olmaz olur mu?
Kendi bekasını devletin bekası diye yutturan mı ararsın,
kendine güvenenleri satan mı ararsın, sattıran mı ararsın,
kendi camiasını düşman gibi gören mi ararsın,
kendi teşkilatını, kendi fikriyatını ayaklar altına veren mi ararsın,
milliyetçilik nutukları atarak millet, devletçilik nutukları atarak devlet mezarcılığı yapanlar mı ararsın,
lider olmadığı halde liderlik taslayan, kendi sırtını bile elaleme yaslayan,
sabah kalkınca atıp, tutan, ama daha akşam olmadan yalayıp yutan mı ararsın…
Ohooo… Daha sayayım mı? Neler var neler!..

Mesela size günümüzden bir örnek;

24 Haziranda seçim var mı? Var…
Seçime giren partiler var mı? Var…
Seçime giren her partinin bir adayı var mı? Evet o da var…
Ama duuur... pardon birinin adayı yok!
Yani Reisicumhur adayı yok…

Fakat nasıl olur?
Nasılı-masılı yok… Oluyor işte!
Hem de bal gibi oluyor(!)
Hem de neye rağmen oluyor biliyor musunuz?

Peşindekiler birisi için yirmi yıldır bağırıyor!
“Devletin başına birisi geçecek ” diye adeta kendilerini paralıyorlar kendilerini…
Ama o birisi var ya... O kendi için bağıranların tam tersine, onları duymadan, dinlemeden ve onlardan bile utanmadan alenen açık açık ortaya çıkmış adeta yırtınıyor, diyor ki;
“Hayır, yanlış bağırıyorsunuz,
Devletin başına ben geçmeyeceğiiim..." diyor…
"Ben haddimi biliriiim" diyor…
"Devletin başına başka birisi geçecek” diye bangır bangır tam tersini bağırıyor…

Ama şimdi bazılarınız diyecek ki;
"nasıl olur canım, hepsi de seçim beyannamesi yayınladı, hepsi de milletin huzurunda vaadlerini seslendirdiler…
Türkiyenin başına geçmek istemeyenlerin beyannamesi mi olur? Neden böyle yapıyorlar?.." diyeceksiniz…

Vallahi bu tepkinizde haklı olabilirsiniz, ama bunu bana değil, bunu Türkiyeyi idare etme iddiası olmadığı halde seçim beyannamesi yayınlayanlara sorun!..
Herhalde, hani derler ya “Dostlar alış-verişte görsün” diye…
Öyle bir durum sanıyorum…

Efendim yapılan yanlışlık, yapılan hata, yapılan yüzsüzlük hatta yapılan terbiyesizlik tek beyanname ile sınırlı kalsa böyle bir yazıyı yazmayabilirdim, ancak o kadarla kalmadı ki maalesef!

Sizin dikkatinizi çekti mi bilmem, beyannamelerini okurken kendileri suçsuz, ama kendilerinden başka herkes suçluymuş gibi;
Kendilerini ve iğrenç siyasetlerini tenkit edenleri, kendilerinin yaptıkları ihanetlere karşı koyanları affetmeye hazır olduklarını söyleyerek, dalga geçiyorlar adeta dalga!..

Pes yani!
Pes ki, hem de ne pes…
Yazıya başlarken dediğim gibi;
Utanma yok…
Arlanma yok…
Biz, gün geçtikçe belki biraz akıllanırlar, hatalarıyla yüzleşirler derken, tam aksi günden güne dahada yüzsüzleşip, daha da çirkefleşiyorlar…

Ondan sonra Ozan Arif konuşunca kötü konuştu oluyor!..

Ey edepsizler, ey terbiyesizler,
Ey Türkiye’nin tek kurtuluş ümidi olan bir sevdayı nerde ise yerle yeksan edenler…
Ulan esas kendinizin affa ihtiyacı var be…
Esas kendinizin affa ihtiyacı varken,
Siz kimsiniz ki adam affetmeye kalkıyorsunuz alçaklar…
Sizi kim affedecek sizi…
Siz önce onu düşünün…
Tabii zerre kadar utanmanız varsa!


29 Mayıs 2018
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de


  • Ettiler
    Yine duygulandım, yine içlendim, Neden beni terk-i sıla ettiler, Söyledim suçlandım, yazdım suçlandım, Ömrümü çekilmez çile ettiler.
    Devamını oku...
  • MERHABA
    Selam vermek şart elbet, Selam, selam merhaba. Başlamadan muhabber, Selam, selam merhaba.
    Devamını oku...
  • KOYNUMUZDA BESLENMİŞ...
    Ah Başbuğ'um bazısının gözleri,Timsah gibi hep yalandan ıslanmış!Sen gidince kandırmışlar bizleri,Meğer düşman koynumuzda beslenmiş...
    Devamını oku...