Üye Girişi

Üye Girişi

ÇOK KONUŞANLARIN VERDİĞİ AZAP!

21 Mar 2018

Yahu yeter be arkadaş…
Bıktım… Bıktım…
Vallahi televizyon seyredemez hale geldim.
Hangi kanalı açsam bunlar!
Hangi proğrama göz atsam bunların yalakaları!
Allah için yanılıyor muyum, yoksa bana mı öyle geliyor bilemiyorum ki?

Sonra bu kadar konuşulur mu arkadaş?
İnsanın makamı ne olursa olsun, makam insana konuşarak millete azap verme hakkını verir mi be kardeşim?

Esasında ben de çok konuşurum, ama bunlar işin cılkını çıkardılar cılkını!

Sonra bilmedikleri konu da yok.
Her birisi, eskilerin “malümatfüruş” dedikleri cinsten, bir malumat deryası mübarekler(!)

Her şeyi bilen bunlar, her şeyin hakkından gelen bunlar! Hani her çorbaya nane olmak derler ya, aynen işte o durum…

Doktorların karşısına geçer dermancılık öğretirler,
Ormancının karşısına geçer ormancılık öğretirler,
Hakimlerin karşısına geçip fermancılık öğretirler…

Allah-u alem eğer bunlar doğduklarında konuşma biliyor olsalardı, kendi ebelerine bile göbeklerinin nereden kesileceğini öğretmeye kalkarlardı gibime geliyor!..

Yani anlayacağınız “allame-i cihan” bunlar!..
Allame-i Cihan’lar ama, bazen nedense ilkokul çocuklarının karşısında bile tökezledikleri oluyor!

Kiminin “Öğrenciler” kelimesini yazarken dahi öğrencilerin önünde şapa oturduğunu görürsünüz!..

Kiminin ise bulunduğu makamı kaldıracak icazetini yani diplomasını bulamazsınız…
Diplomadan da vaz geçtim okul arkadaşlarıyla çekilmiş bir fotoğrafını bulamazsınız fotoğrafını…
Ya da varsa bile ben görmedim!..
Siz gördünüz mü?

Neyse kırdıkları potlarını veya gördüğüm eksikliklerini yazmayayım, yazmaya kalkarsam uzar da uzar…
Zaten sadece ben değil, herkes görüyor bunları…

Ama başta söylediğim gibi konuşmalarına dönecek olursak; Şu çok konuşmaları yok mu, inanın beni canımdan bezdirdi…
Konuşmalarından ve konuştukça ortaya çıkan cehaletlerinden illallah ettim!..
Bu satırları da zaten o yüzden yazıyorum…

Resmen kişisel haklarımın ayaklar altına alındığını hissediyorum!
Bunların yüzünden şöyle gönül rahatlığı ile televizyonlara bakamaz oldum.
Bunların yüzünden elimde televizyon kumandasıyla hiç uğramayacağım kanalları geze geze kanal seyyahı oldum…
Bunların yüzünden, dedim ya bıktım bıktım…

Yeri gelince müslümanlığı kimseye bırakmazlar!
Halbuki İslamda az yemek, az konuşmak, az uyumak Peygamber Efendimizin olgun insan olmak için yaptığı tavsiyelerdendir.
Hani nerde bu bu tavsiyeleri önemseyen beyler?

Ben bunların az uyuyup uyumadıklarını bilmiyorum…
Az mı yoksa çok mu yediklerine de siz karar verin!..
Ama kesinlikle az konuşmuyorlar…
Çok konuşuyorlar çok…

Bizim Alucra’da bir tabir vardır “dilli düdük” derler…
Teşbihte hata olmaz bunlar tam bir “dilli düdük…”

Bu kadar konuşmanın, konuşurken de bu kadar gelişi güzel konuşmanın, hatta mesnetsiz konuşmanın hele hele halkı gererek konuşmanın aklî ve ruhî dengesizliğe işaret ettiğini düşünüyorum…
Yani, ben psikolog değilim, ama bunların bu durumlarını (adını bilemeyeceğim) bazı psikolojik hastalıkların işareti olarak değerlendiriyorum…

Bir insanın her yerde her konuda ahkam kesmesi, dilinin zekasından ve yüreğinden hatta boyundan bile uzun olduğunu gösterir!..

Eskiler, “Dilin kemiği yok” diyerek, insanın ağzına gelenleri konuşmaması noktasında bizi uyarmaktadırlar.
Çok konuşmak, siz de bilirsiniz ki çok hata yaptırır… Sonra insanlar çok konuşarak değil, konuştuklarının yerinde ve faydalı olmasıyla değerini yükseltirler.

İnsan dili ile insandır…
Adam dili ile adamdır…
Çok konuşmak; Yani dilini zapt edememek , nefsini öne almak zaten fikir zenginliği olmayan insanların özellikleridir.

Üstelik hepimizin bildiği bir söz vardır.
Denir ki; “Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz…”

Efendiler;
Çok malınızın, çok paranızın olduğunu artık cümle alem biliyor,
Çok malınızın içinde haram olup olmadığına bırakalım da o sizi iyi bilen cümle alem karar versin…

Ama çok konuşmanızın, dolayısıyla çok lafınızın içinde çok yalan olduğuna ben de şahitim…

Unutmayın bu yalanlar sizi bir yerlere götürür lakin inanın geri getirmez!
Yalan ve fitne rüzgarı ile yelkenini dolduranlar gerçeğin yalçın kayalarına çarpınca tuz-buz olurlar!
Ya boğulurlar…
Ya dağılırlar…

O sebepten olsa gerek ki, aklımda kaldığı kadarıyla bir düşünür şöyle demiş;
“Konuşacak kadar zekası, susacak kadar aklı olmayanlar ne talihsiz ve acınacak insanlardır.”

Efendiler sizi seyrederken hep bu söz aklıma geliyor.
Neden acaba?!

Allah rızası için biraz susun…
Susun da azıcık kafamızı dinleyelim ne olur!!?


21 Mart 2018
Bad Homburg v. d. H.

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de


  • Ettiler
    Yine duygulandım, yine içlendim, Neden beni terk-i sıla ettiler, Söyledim suçlandım, yazdım suçlandım, Ömrümü çekilmez çile ettiler.
    Devamını oku...
  • MERHABA
    Selam vermek şart elbet, Selam, selam merhaba. Başlamadan muhabber, Selam, selam merhaba.
    Devamını oku...
  • KOYNUMUZDA BESLENMİŞ...
    Ah Başbuğ'um bazısının gözleri,Timsah gibi hep yalandan ıslanmış!Sen gidince kandırmışlar bizleri,Meğer düşman koynumuzda beslenmiş...
    Devamını oku...