Üye Girişi

Üye Girişi

GÜLE GÜLE BURHAN ŞAHİN, GÜLE GÜLE BURHAN HOCA…

02 Mar 2018

İnsanoğlu bu işte!
Masal gibi…
Doğumuyla “bir varmış…” dedirten,
Ölümüyle de “bir yokmuş…” dedirten bir masal gibi sanki…

Burhan Şahin de yok artık!..
O da bırakıp gitti beni.
Sadece beni mi?
Hayır hayır, sadece beni olur mu?
Binlerce öğlencisini, binlerce ülküdaşını, binlerce dostunu, ahbabını, tanıyanlarını, akrabasını velhasıl çoluğunu-çocuğunu hepsini bırakıp gitti…

1971’lerde tanımıştım Onu…
Ben bir yıllık öğretmendim daha,
O da Samsun Kız Öğretmen Okuluna ve aynı binada ki Samsun Eğtim Enstitüsüne yeni tayin olmuş bir tarih öğretmeniydi…
Sessiz, çok konuşmayan, konuşmaktan çok dinleyen ve dinlerken konuşanı da iyi tartan biriydi O…

Onunla ve mahdut sayıdaki öğretmen arkadaşlarımızla bir araya gelip;
Önce o zamanın popüler kuruluşlarından Milliyetçi Öğretmenler derneğinin yönetimine girmiş, sonra da (kağıt oynamaktan başka bir faliyet yapılmayan) o derneği lağv ederek "Samsun Ülkücü Öğretmenler teşkilatına" yani "ÜLKÜ-BİR"e çevirmiştik…

Sadece "ÜLKÜ-BİR"in değil, Ülkücü hareketin Samsun’daki bütün yan kuruluşlarında onun emeği vardır…

Dolayısıyla her ülkücüde hepimizde ondan bir hatıra hele bende binlerce hatıra bulursunuz…

Onunla beraber yaşadığımız sevinçlerimiz, beraber yaşadığımız acılarımız saymakla bitmez…

O benim gardaştan da öte gördüğüm ülküdaşımdı ülküdaşım…
Esasında benden 3-4 yaş büyüktü, o sebeple ağabeyim de desem yanlış olmaz.

Hayatımdaki en acı çektiğim günlerden biri;
Onun vuruldu haberini aldığım gündü!

Evet evet 1978-79’larda kendi kazası olan Samsun/Çarşamba’da arkadaşlarıyla caddede yürürken arkadan sinsice gelerek vurmuşlardı onu, zamanın komünistleri…

Vurmuşlardı çünkü;
Tarih Öğretmeni Burhan Şahin dosta güven ve güç, ama düşmana korku ve rahatsızlık veren bir strateji adamıydı…
Onun yok edilmesi Samsun’da ülkücü hareketin yok edilmesi demekti malum çevreler için…
İşte onun için vurdular, hem de bir metre mesafeden sırtından vurdular sırtından…

Ama yok edemediler.
Öldürmeyen Allah öldürmemiş, Burhan’ı ailesine, ülküdaşlarına, öğlencilerine bağışlamıştı…

…….

Arkadan 12 Eylül geldi çattı…
Her birimiz bir yerlere dağıldık…
Ben Almanya’ya gelince o da Samsun'dan Kastamonu’ya tayin olmuştu…
Ayrı olduğumuz yıllarda bile hiç irtibatı kayıp etmedik.
Ben ihmal etsem o aradı…
O ihmal etse ben aradım…
En son geçtiğimiz yaz hastalığım dolayısı ile Kastamonu’dan Samsun’a gelerek beni evimde ziyaret etmişti…

O da rahatsızdı…
Samsun'dan döndükten sonra dilekçeyi verip emekliye ayrılmıştı.
Yani tam gün göreceği çağlarında hastalığına yenik düştü…

15-20 gündür yoğun bakımda, 3-4 gündür de makinaya bağlı olarak komadaydı…
Komadaydı, ama ben Allah’tan umut kesmemiş kurşunların yenemediği Burhan Şahin’den yine iyi haberler bekleyip durmuştum…

Lakin olmadı!

Şu anda Almanya’da gece yarısı…
Yine onun gibi Çarşamba’lı olan Hayati Keleş Ülküdaşımız aradı ve acı haberi verdi…

Burhan Şahin yok artık…
Kurşunlara teslim etmediği Burhan Şahin’i bir hastalığı sebep kılarak Cenab-ı Allah’ın kendisi almış…

Her zaman söylerim!
Veren O… Alan O… Kime ne diyelim?

Burhan Şahin ülküdaşımın kara haberi, Afrin’den gelen şehit haberlerine karıştı şu mübarek Cuma gecesinde…
Bu yangınlara bu yürek nasıl dayanacak bilemiyorum.

Ne yazarsam yazayım onu anlatamam…
İşte öyle bir ülkücüydü O…

Onun için sözü uzatmamın gereği de yok.
Geride bıraktığı evlatlarına, eşine, akrabalarına,
Çarşambaya, Kızılot köyüne, Samsun’a hatta yıllarını verdiği Kastamonu’ya baş sağlığı diliyorum…
Bütün ülkücülere, öğlencilerine, meslektaşlarına onu tanıyan (tanımasa bile duyan) herkese baş sağlığı diliyordum…
Kendime baş sağlığı diliyorum kendime…

Ve dayan dayanabilirsen hey Ozan Arif diyerek bütün kavim kardaş huzurunda O’na, yani Burhan Şahin Ülküdaşım’a sesleniyorum;

Burhan’ım…
Benim Güzel Gardaşım;
Nimet yoktu ki nimeti bölüşseydik, hep külfeti bölüştük seninle…
Yokluğu bölüştük, çileleri, acıları bölüştük…

Birbirimize hakkımız, hukukumuz geçti biliyorum.
Ekmek hakkı, su hakkı artık her ne hakkı ise benden yana, ananın ak sütü gibi gani gani helal olsun…

Sen de helal et be Burhan Gardaşım…
Zira ben biliyorum ki bizde, hele bende çok hakkın var çok…

Madem benden önce davandın, güle güle git Burhan’ım…

Başbuğ’a selam götür…
Mehmet Fevzi Efendi’ye selam götür…
Hani o seninle tabutlarına omuz verdiğimiz şehitlerimiz vardı ya, işte onlara teker teker selam götür Burhan’ım selam…

Yolun açık, ruhun şad, mekanın Cennet, makamın Firdevs olsun inşallah…

Amin… Amin… Amin.


02 Mart 2018
Bad Homburg v. d. H.

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de


  • Ettiler
    Yine duygulandım, yine içlendim, Neden beni terk-i sıla ettiler, Söyledim suçlandım, yazdım suçlandım, Ömrümü çekilmez çile ettiler.
    Devamını oku...
  • MERHABA
    Selam vermek şart elbet, Selam, selam merhaba. Başlamadan muhabber, Selam, selam merhaba.
    Devamını oku...
  • KOYNUMUZDA BESLENMİŞ...
    Ah Başbuğ'um bazısının gözleri,Timsah gibi hep yalandan ıslanmış!Sen gidince kandırmışlar bizleri,Meğer düşman koynumuzda beslenmiş...
    Devamını oku...