Üye Girişi

Üye Girişi

KARGALAR İLLA BİR BAHANE BULUR!..

16 Oca 2018

Sık sık yeri geldiğinde kullandığım bir sözdür.
Sanıyorum Cenap Şahabettin‘in sözü olsa gerek!
Tam aklımda değil ama, mealen diyor ki;
“Dünyadaki en zor işlerden biri, anlamak istemeyenlere bir şeyler anlatmaya kalkmaktır..„
Elhak doğru...

Ama bundan daha kötüsü de var tabii!..
O da cahillerin arasında kalan birinin düştüğü durum.
Hele de onlara, onların cahilliklerini göz önünde bulundurmadan, kapasitelerinin dışında bir şeyleri anlatmaya kalkıyorsa birisi, işte o tam bir acınacak zavallı durumuna düşmüş demektir!

Haa... Ben bunları söylerken;
“Bu Ozan da amma yüksekten bakar olmuş, kendini kaf dağında görüyor herhalde” diye düşünenleriniz olabilir...
İşte o zaman bana haksızlık etmiş olursunuz!
Çünkü ben öğrendikçe kendi cahilliğini daha iyi farkeden biri olduğumu rahatlıkla itiraf edebilirim.
Yani Allah da biliyor ki, hiç kimseye yukarıdan bakma gibi bir derdim yok...
Gerçi bunu bile anlamayanlar çıkabilir!
Eee... Çıkarsa çıksın o da onun problemi...

Tekrar konuya dönecek olursak;
İmam Gazali bile;
“Cahillerle hiç tartışmayın, ben hiç galip gelemedim..„ demiş...

Velhasıl Cahil-cühela arasında kalan birinin işi zordur.
Şinasi bu durumu şu muhteşem mısrasında çok güzel izah etmiş;

“Bedbaht ona derler ki elinde cühelanın,
Kahrolmak için kesb-i kemal ü hüner eyler..„

Yani günümüz Türkçesiyle söyleyecek olursak;
“Kötü talihli ona derler ki, cahillerin elinde kahrolmak, perişan olmak için hünerlerini ortaya koymaya kalkar..„ demiş...

Anlaşılamamak veya anlaşılman için karşıda en ufak gayret görememek, üstüne üstlük tam aksine ukalalık görmek insanı hakikaten bedbaht eder!

Kargaların kendi seslerindeki çirkinliği hesaba katmayıp, bülbüllere bile bahane bulması gibi, bazıları kendi cehaletini farketmeden bilenlere bilgelik taslayacak kadar insanı sinir edip çılgına çevirebilirler...

Bunlarla başetmek zordur.
Bu zorluğu bırakın bizim gibileri Allah dostları hatta Allah‘ın Nebileri bile en şiddetli şekilde yaşamışlardır...

“Ben„ demekten başka birşey bilmeyen, inatçı, kibirli, insan olmanın mana ve önemini kavramamış, haza yontulmamış odunları yontmanın, yani Hak‘kın ve hakikatin çizgisine çekmenin ne denli zor bir iş olduğunu tahmin edersiniz...

Bu zorluğu en şiddetli şekilde yaşayanlardan biri bizim Sevgili Peygamberimizdir...
Onun hayatını okuyanlar bilirler ki, O bu türlerin kendine çıkardığı zorluklar karşısında bile zerre kadar bıkkınlık göstermemiş ve sabırla Hak‘ka ve hakikate davetine devam etmiştir.

Mesela ona demediler mi;
“Ey Allah‘ın Resulü şu sana asi gelenlere, seni anlamak istemeyenlere hatta sana eziyet edenlere neden beddua edip de onları kahretmiyorsun„

Evet ayne böyle dediler.
Ama o ne dedi? Onun verdiği cevap önemli!
“Ben kahretmek üzere değil, alemlere rahmet olarak geldim „ dedi...

Elbetde ki bizim böyle bir cevabı verecek gücümüz yoktur!
Buna Peygamber sabrı lazım.
Biz yeri geldi mi vitesten atıveriyoruz.

Yahu arkadaş nasıl vitesten atmacaksın ki?
Adam bilmiyor...
Bilmemesi normal...

Ama bilmediğini bilmemesi insanı zıvanadan çıkartıyor.
Eskiler boşuna dememişler “bilmediğini bilmeyenden uzak dur„ diye...
Halbuki insanın bilmediğini bilmesi çok önemli bir erdemdir.

Öğrenmeyi bilmez...
Dolayısıyla öğretmeni bilmez...
Ama duyduklarıyla, yarım yamalak gördükleriyle, kenarından köşesinden geçtiği olay, konu veya kişilerle ilgili ahkâm kesmesini çok iyi bilir!
Hele hele menfaati söz konusu ise önüne Allah‘ın ayetini koysan yine kâr etmez!..

O zaman anlarsınız ki onların çıkarları uğruna satmayacağı, inkar etmeyeceği hiç bir değer yoktur...
Bu sizi perişan eder, iğrendirir, tiksindirir...
Ve dediğim gibi zıvanadan çıkarsınız.

Yahu neden zıvanadan çıkıyorsun bunlardan bir halt olmaz, bir önem arzetmezler demeyin!
Olmaz olur mu?
Bazen bu tiplere çok önemli makamlarda hatta devlet idaresinde bile rastlarsınız.
Sorma ihtiyacı duymadan, istişare etmeye bile gerek görmeden her şeyi bildiklerini, (afedersiniz) her herzeden anladıklarını sanarak resmen Firavun‘luk, Nemrut‘luk taslarlar...
Yani zulüm ederler zulüm...

Ha bir de cehaletin tahsille de düz orantılı olduğunu düşünmeyenlerdenim.
Çünkü ben ne tahsilli cahiller de gördüm bilseniz!
Daha doğrusu hep beraber gördük!

Nasıl yani demeyin! Hatırlayın lütfen!
80 Milyonun karşısına çıkıp;
"Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede..„ diyen,
hatta “ Ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır..„ diyen profösörlere raslamadık mı?
Üstelik bu profösör(!) YÖK denetleme kurulu üyesi yapılmadı mı bu ülkede?
Bunu bir prof. söylüyor prof...
Kim bilir eğer kendi gibi okumuşları baz alarak bu lafları söylüyorsa belki de yerden göğe kadar haklıdır!

İşte bu tür diplomalı cahilleri gördükçe aklıma hemen İstanbul‘un meşhur “Derbeder Sakallı Celal„ diye bilinen halk filozofu ve onun meşhur şu sözü geliyor.
1962 de ölen Sakallı Celal demiş ki;
“Bu kadar cahillik ancak tahsil ile elde edilebilir„

Yukardaki Prof Efendiyi ele alacak olursak, şimdi Allah için Sakallı Celal haksız mı söylemiş yani?

Biraz mevzudan kopar gibi olduk, kusura bakmayın!
Sadete gelecek olursak anlayışsızlık, cehalet ve cehalette ısrar sadece insanların değil, milletlerin hatta ülkelerin de başının belasıdır...
Cehaletin çamuruyla yapılmış tuğlalardan örülen duvarları yıkmak çok kolay iş değildir.

Allah bu tür duvarlara rastlayan kişilere de, milletlere de, ülkelere de sebep versin.
Karanlıkta olduğunu hissetmeyeni ışığa götürmek çok zor çok...

Hele de yarasa ruhlu ise!
Yani ancak karanlıkta hayatını idame ettirebiliyorsa, işte o zaman hepten zor, hatta nerde ise imkânsız efendim imkânsız...

Dedim ya o zaman Peygamber sabrı lazım...
O da bizde yok!..


16 Ocak 2018,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de