Üye Girişi

Üye Girişi

ÖZÜR... TEŞEKKÜR… VE KAHPELİKLER!

31 Tem 2017

İmkansızlıkla başa çıktık!
Önümüze konulan engellerle başa çıktık!
Manialarla, tuzaklarla, olumsuz propagandalarla bile başa çıktık!
Hatta ben hasta olmama, en ağır tedavileri görmeme rağmen, yani hasta hasta yola çıkacak kadar hastalığımla bile başa çıktım!
Velhasılı ne olursa olsun orda olacaktım!

Ama (Hepinizden özür diliyorum Ülküdaşlarım!)
Kahpelerle ve kahpeliklerle başa çıkamadım, başa çıkamadık!..

Bir kez daha öğrendik ki;
Türkiye‘de herkes her türlü toplantıyı, faliyeti yapabilir...
Ama herkes herkes...
Hatta (afedersiniz) ibneler bile yürüyüş ve nümayiş yapabilir...
Hem de Türkiyenin en gözde şehirlerinin en gözde meydanlarında yapabilirler...

Ammaaa...
Bu ülkede, yani Türkiye‘de, yani kendi adını taşıyan kendi öz vatanında Türkler hiç bir faliyet yapamazlar!..
Bırakın en gözde şehirlerin en gözde meydanlarını, ıssız dağların başında, yaylalarda bile yapamazlar yaylalarda...

İşte bir örneğini tekrar yaşıyoruz.
Geçen yıl “Ohal„ bahanesiyle yasakladıkları, Erciyes Türk Kurultayını bu yıl da yasakladılar...

Yürüyüş değil...
Nümayiş değil...
Gayet masum bir kurultay...
Ama adı Türk Kurultayı...
Türk‘ün Türk‘le meşveret kurması...
Hatta bu vatanı, bu milleti, bu dini, bu devleti (riya için veya siyasi çıkar için değil) samimi olarak karşılıksız seven Ülkücülerin birbiriyle kucaklaşma merasimi de diyebilirsiniz...
İşte bu yasak bu....

Peki bir belge verdiler mi?
Geçen yıl vermediler ki bu sene versinler!
Belge-melge yok yassak o kadar...

Esasında halâ top çeviriyorlar...
Halâ bizi oyalıyorlar...

Temmuz ayının başından beri çektirdikleri çileyi buraya yazmakla bitiremeyiz.
Vurdurmadıkları kapı, uğratmadıkları makam, gezdirmedikleri komisyon kalmadı...
Aynı makamlara, aynı arzularımızı, aynı arzuhalimizi, defalarca dilekçe tazeletip döndürüp durdular bizi...

Ama dedim ya yok yok yok...

Sadece Vali Bey‘in ilk ziyaretimizde şifai olarak; “tamam yapabilirsiniz..„ vaadini esas aldıktan sonra bu sevincimizi sizinle paylaşmıştım...
Şimdi de bir belge vermeden yapılamayacağını bildirdikleri için üzüntümüzü sizinle paylaşmayı uygun gördüm.

Evet değerli Ülküdaşlarım;
06 Ağustos 2017 tarihinde yapacağımızı duyurduğumuz “Erciyes Türk Kurultayı„ hangi sebepten olduğunu bile bilmediğimiz saiklerle yaptırılmıyor...
Daha anlaşılır bir dille yasak... Yasak...

Onlar da biliyorlar Ülkücülerin devlet erkini kullanan bazı kahpeler yüzünden devlet güçleriyle karşı karşıya gelmeyeceğini...
Onlar da biliyorlar Ülkücülerin geleneğinde “1 Mayıs„ yapanlar gibi devletle sidik yarışına girme alışkanlığının olmadığını...
Onun için yasak...

Kurultayımızın yapılması yolunda gösterdiği gayretlerden dolayı olmasa bile, yapılmasında samimi arzu göstermesinden dolayı Sayın Kayseri Valisini tenzih ederek...
Valilik makamının gerek altından(!) gerekse üstünden gösterilen olumsuz gayretlerin bazen şahidi, bazende açığa vurulmayan gayretlerin farkında olduk.

Hülasa bu kahpe rüzgarın nereden estirildiğini bilmeyecek kadar aptal değiliz...
Ancak (kendi adıma söylüyorum) bu gerçeği bilmeyecek kadar aptal olmasak da, Türkiye‘de hakikaten adalet-madalet kalmadığını, Türkiye'nin artık bir hukuk devleti olmaktan çıktığını bilmecek kadar da aptalmışız aptal!..

Alacağı olsun kahpe düzenin!..
Alacağı olsun Türkiye‘de Türklere Türk kurultayı yaptırmayan kahpelerin!..
Alacağı olsun kendi oturacağı koltuğu bile muhafaza etmek için başkalarının kucağına oturan şerefsizlerin!..
Alacağı olsun böyle şerefsizlerin ağzına bakarak Türkiye‘de Türk‘e zulmedenlerin!..

Bu sefer şunu da anladık ki;
Sadece bu sene değil bu düzen böyle devam ettiği müddetçe,
Ülkücülerin orada Başbuğ‘larının yadigârı olan o “Erciyes Türk Kurultayını„ yapma şansları yok...

Veya biz beceremedik!.. Beceremiyoruz!..

İşte onun için de herkesten özür diliyorum!..

Başta Başbuğ‘umun ruhaniyetinden özür diliyorum...

Sonra birilerinin iptal etmesine rağmen Erciyes Türk Kurultayı‘nı yaşatmak için, Tekir yaylasın‘da kahrından yanımızda can veren Erciyes şehidimiz, “Paşa Tambay„ ülküdaşımın ruhaniyetinden özür diliyorum...

Ayrıca bu yılki yapılacak kurultayımızı şereflendirmek üzere yaptığımız davetimizi tereddütsüz kabul eden Hocalarımızdan, değerli dava büyüklerimizden, Türkiyede Türk boylarına yolbaşçılığı yapan soydaşlarımızdan, Azerbaycan‘dan, Batı Trakya‘dan, Kırımdan, Türkmeneli‘nden davet ettiğimiz konuklarımızdan özür diliyorum...

Özelliklede 6 Ağustosta Erciyes‘te olmak üzere iznini ayarlamış olan gurbetçilerimizden,
Dahası var;
Edirne‘den Batman‘a, Kars‘tan Muğla‘ya kadar kendi imkanlarıyla her yıl gelen, bu sene de Başbuğ‘umuzun emenetine sahip çıkmak üzere geleceğini bildiren hatta yola çıkan siz değerli ülküdaşlarımdan özür diliyorum...

............

Özür dilemenin yanında teşekkür etmeden geçemeyeceğim yürekler de var!
Başta Afşar yiğidi Kayserili iş adamı Necip Diçer...
Birilerinin iptal ettiği yıllardan bu yana o kurultayın yapılması daha doğrusu yaşaması için varını-yoğunu ortaya koyan, gelen misafirlerin, sanatçıların geliş gidiş uçak, yeme, konaklama masraflarından tutunda, afiş, duyuru hatta dağın başına son model sahne, seslendirme, ışıklandırma kuruluncaya kadar her türlü masrafın altına giren bu ülküdaşıma teşekkür ediyorum.

Yine aynı şekilde geçen yıl olduğu gibi, bu yılda kurultayın yapılması için her türlü desteğe hazır olduğunu bildiren Kayseri‘li gurbetçilerden Ali Taş ülküdaşıma, Bafralı İş adamı, (iş adamlığından ziyade) bir ülkü sevdalısı değerli kardeşim Osman Parlak Bey‘e teşekkür ediyorum.

Kaç yıldır yeri geldi bir iftar yemeği şeklinde, yeri geldi 300, yeri geldi 3000, yeri geldi son yıllarda 10-15 bin ülküdaşımızla yaptığımız kurultaylara kendi işlerini terkederek bilâ-bedel yani ücretsiz, beş kuruş almadan katılan İsmail Türüt, Esat Kabaklı kardeşlerime özellikle şükranlarımı belirtiyorum.

Yine Avrupa‘da olduğu gibi Tekir yaylasında da beni yalnız bırakmayan, Cuma Kayacık edeme, Volkan Kutlu gönüldaşıma, hatta 6 Ağutosta Tekir‘de olmak için şimdiden Türkiye‘de olan Mehmet Ali Bilgiç kardeşime, Yüksel Üzüm ülküdaşıma çok teşekkür ediyorum...

Ve tabi ki bu zamana kadar varlığı ile Erciyes‘i esas yaşatan yine sizlere teşekkürü bir borç biliyorum.

Esasında yazacağım çok şey var...
Ama yazamıyorum...
Hırsla kalkıp zararla oturmak istemiyorum.

Beyler iptal etti edeli kurultay yapabilsekte yapamasakta hep Ağutosun ilk Pazar günü Tekir‘de oldum...
zaman zaman çadırlarınızda sizlerle, zaman zaman da bir taşın başına oturarak yalnız başıma Başbuğ‘lu günlerimizi hayal ettiğim oldu...
Ama bu sefer onu da yapamayacağım, yani orada olamayacağım!

Zira bu sefer ne kahpeliklerden hırpalanmış moralim, ne de ağır bir tedavi görmekte olan bedenim Erciyes‘in garipliğine dayanacak kadar güçlü değil...
Beni affedin...

Eğer ömrüm olursa, eğer sıhhatim el verirse gelecek yıl kurultay yapılmasa bile orada bir taşın dibinde de olsa gelen yüreklerle buluşmak üzere hepinizi Cenab-ı Allah‘a emanet ediyorum.

Bir de dünyanın bin-bir türlü hali var bana hakkınızı helal edin.

Ve...
Tekrar özür diliyorum...
Tekrar özür diliyorum...
Tekrar özür diliyorum...

Ne yapalım yapamadık...
Yaptırmadılar işte...


31 Temmuz 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de