Üye Girişi

Üye Girişi

DEMEK Kİ BOŞA YAŞAMAMIŞIM!..

07 Tem 2017

Ben, bana destek veren veya alkış tutan yazıları pek öne çekmem...
İnsanım...
Mihnet duyarım ama belli etmem.
Mesela sizler, bu sayfayı takip eden yürekler...
Aranızdan nefsime hoş gelecek öyle şeyler hatta şiirler yazanlar var ki...
Öne çekeyim diye aklımdan geçer ama elim bir türlü öne çekmeye gitmez...
Ama bu sefer beni, bu günlerdeki uğradığım terbiyesizlikleri, hatta ülkücü hareketin mazisinden bazı kesitleri anlatıp beni duygu seline boğan yazıyı size taşımadan yapamadım...

Daha önce yine bir sebep vasıtasıyla belirtmiştim.
Başbuğ'umuz aramızdan ayrıldıktan sonra,
Benim sandığım, bana ait sandığım çevrelerden, kişilerden öyle kahpelikler gördüm ki, bana, yani kendi kendime,
"Boşa yaşamışsın Ozan Arif!.." dedirten anlar oldu...

Ama tam böyle düşündüğüm anlarda Allah önüme öyle simalar, öyle yürekler çıkardı ki, bana
"Hayır Arif boşa yaşamadın sen"
dedirten cinsten yüreklerdendi o yürekler...
Gerek yurt dışında gerek vatanımızda olan bu yürekler kendilerini bilirler...

Ama bunlardan birini, Türk Milletinin bana yeni yeni "ozan" dediği yıllardan tanıdığım gönüldaşımı, meslektaşımı,ülküdaşımı
, Beşikdüzü'nde yaşayan bir kara gün dostunu size tanıtmak istiyorum...
Hatta tanıtmakla da kalmayıp çok önemli bulduğum bazı yazılarını bundan sonra kedisinden izin alarak bu sayfadan size ulaştırmak istiyorum.

İşte bana "Boşa yaşamadığımı hatırlatan" hatta beni son derce duygulandıran yazısı...
Ve
ORHAN KILIÇOĞLU....

Bu yazıya uzun demez sabırla okursanız beni bahtiyar edersiniz.
Şahsımla ilgili kanaatlerinden ziyade unuttuğumuz yakın geçmişimizi hatırlatması dolayısıyla etkilendim.

__________________________________________

OZAN ÂRİF'İN MÜBÂREK ANASINA SÖVMEK!

Önce bir hatırlatma ve kulaklara küpe!
Türk milletinin ırzının, namusu ve şerefinin, bayrağı ve devletinin yegâne sahibi, koruyucusu ve yaşatıcısı olan ülkücü davaya zarar verenlerin, ağzını bozup birilerine tetikçilik yapmak için Ozan Ârif ve daha birçok değerlerimize sövenlerin, bu davaya hizmeti geçen ülkücü büyüklerinin iş yerlerini basıp dövenlerin her biri bilsinler ki;

Bu çirkin halleriyle kendi analarının, eş ve bacılarının da ırzını namusunu tehlikeye atmaktadırlar. Çünkü ülkücü hareket biterse, kendi anaları, bacıları korumasız kalıp, kim bilir kimlerin ne şekil tecâvüzlerine uğrayacaktır.
Ülkücü davaya zararı dokunanlara,
Bu davayı çıkar ve ikbâl kapısı olarak kullananlara Ve birilerinin gazına gelip ülkücü davanın yiğit insanlarına saldıranlara hatırlatırım ki;
Yarın, Analarınız, eş ve bacılarınız, ABD askerlerinin tecâvüzüne uğrayıp, ''Dayanamıyoruz, karnımızda gavurun piçlerini taşıyoruz. Gelin bizi öldürün! Sizlere sesleniyorum ey Müslüman devletler'' diye feryat eden Iraklı Nur Bacının durumuna da düşebilir (Allah bu millete yaşatmasın)

***************

Şairin dediği gibi;
"Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et.
Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir..."

Ben de diyorum ki;
Ozan Ârifimizin susturulmak istenişi, tıpkı Mondros sonrası tüfeklerimizin makanizma kollarının sökülmesi gibidir ve bu durum, Türk milletinin dilinin kopartılmasıdır.

OZAN ÂRİF SUSARSA!
Bugün O'na saldıranlara, yine O'nun iki dörtlüğü ile hatırlatırım ki;
Dersin ki; benim de bir törem vardı,
Davul zurnam ile kanım kaynardı,
Erzurum`da dadaşlarım oynardı,
Barım dersin amma, iş işten geçer

Arif`im sözümü yayın bucağa,
İnciri dikerler senin ocağa,
Her gece verirler başka kucağa,
Karım dersin amma, iş işten geçer

*************

Şarap kokan paşaların ABD'den gelen emirle yaptıkları 12 Eylül Askeri Darbesinin asıl hedef kitlesi MHP ve Ülkücülerdi.
ABD'li General ne demişti hatırlayınız!

Demişti ki; ''Türkiye gibi önemli bir ülke, Ortadoğu ve Türk dünyası, yetişmiş vatansever ülkücü gençliğin lideri Türkeş'e mi bırakılacaktı''
Dünyanın kabul ettiği gerçek Bilge Lider (çakma değil) Alparslan Türkeş başta olmak üzere, Türk milliyetçileri ve yurt genelinde binlerce ülkücü genç tutuklanarak zindanlara tıkılmış, insanlık dışı işkenceler maruz bırakılmışlardı.

Ülkücüler o zaman çok genç birer fidandılar.
Ülkücü gençliğin, 12 Mart Muhtırasını görmüş olan Sol Fraksiyonlar gibi ihtilâl tecrübeleri yoktu ve bu yüzden herkes büyük bir heyecan ve korkuya kapılmıştı, çünkü Mamak zindanlarından yükselen işkence çığlıkları bir anda en ücra Anadolu köyünün orta yerinde yankılanıyor, bir anda oğlu mahpus bütün ülkücü analarının yüreklerini dağlıyordu.

Nice ocaklar söndürüldü,
Nice gencecik gelinler dul konuldu,
Nice çocuklar öksüz- yetim bırakıldı,
Aksakallı babalar karakollarda dövüldü,
Ülkücülerin bacılarına, hanımlarına sövüldü
Puştun rütbelisi, ülkücülere köpekleri saldırtıp dişletti.

Kısacası;
Alçaklığın daniskası
Ve en OROSPUCASI,
Kahpelerin kol gezip baş aldığı böylesi karanlık bir zamanda daha henüz 18 indeki ülkücü gençlerimizin heyecanını, merak ve ürpertilerini bizzat görüp yaşadığım halde, bugün o günleri kelimelere dökmek çok zor.

Ülkü ocağı- Ülkücü Gençlik Derneği Başkanlığı yapmam ve seminerler vermemden dolayı her gün onlarca genç iş yerime gelerek;
''Orhan Abi, bizi bitirdiler, koca Türkeş ve bütün büyüklerimiz zindanlarda. Bir daha bize hayat hakkı tanımazlar, ocak kurdurmazlar, partimiz olmaz. Ne yapacağız, bize kim sahip çıkacak, söylesene Abi'' diyerek içlerini döküyorlardı.

Ben de gençlere,
Çekinmeyin, rahat olun, bu da geçecek. Biz kutsal bir dava uğrunda mücâdele ettik, bu dava Allah'ın davasıdır ve Allah, davası uğruna savaşanları yalnız bırakmaz. Başınız dik olsun, iman dolu gönüllerde korkuya yer yoktur. Biz bu milletin fıtratından gelen bir fikrin mensuplarıyız. Fıtrat kaybolmaz ve hep var olacağız...'' şeklinde cesaret kazandırıp moral aşılamaya çalışıyordum.

DERKEN BİR GÜN;
Yurt dışında olan OZAN ÂRİF'İN kaçak kasetleri Türkiye'ye girmeye başladı. Ozan Ârif'in kasetleri benim adresime de gönderiliyordu. Her daim yanıma gelerek, ümitsizliklerini ifade eden gençlere bu kasetleri dağıtmaya başladım. Gece bir eve toplanarak kaseti sabaha kadar dinleyen gençlerin, sabah sokağa çıktıklarında ki o hallerini, dimdik bir asker gibi karın içeride, göğüs dışarıda yürüyüşlerini, korkulardan sıyrılarak sert adımlarla volta atmalarını, hüzünden uzaklaşıp kahkaha atışlarını seyrettikçe, namazımda ellerimi Allah'a açarak Ozan Ârif'e;

''Allah'ım, en karanlık ve ümidin kaybolduğu bir zamanda yazdığı şiir ve yaptığı kasetlerle gençlerimize yeniden şevk- heyecan- iman- cesaret- azim- ülkü şuuru kazandıran ve Türkeş'in tutsak alınıp lidersiz kaldığımız anda, Hızır olup şiirleriyle birlik ateşini yeniden yakan OZAN ÂRİF'in yar ve yardımcısı ol.
Ey Allah'ım Ozan Ârifi doğurup emziren, büyütüp Türk milletine armağan eden Anasından razı ol, o ananın nurunu ve huzurunu artır'' diye dualar ediyordum.

YA BUGÜN?
Bugün gelinen noktada;
Dün tek başına 12 Eylül zulmüne baş kaldırarak, söylediği türkü ve yazdığı şiirleriyle, lidersiz kalmanın sonucu ortaya çıkan çözülmeye ve ümitsizliğe son veren Ozan Ârif'in mübarek, rahmeti Rahmana kavuşmuş ANASINA SÖVÜLÜYOR!

Dün, Ozan Arif, cesaretini yitirip, moralman çöken ülkücü gençliğe yeniden heyecan, cesaret ve birlik ruhu aşılarken; bugün MHP'nin kadrolarını yağmalayanlar o kara günlerde ortalıkta gözükmüyorlardı, Hatta bazıları ''MORUK TÜRKEŞ'' diyerek, Türkeşsiz senaryoların peşindeydiler.

Türk'ün Başbuğu hapisteydi ama;
Dışarıda O'nun yerine, çil yavrusu gibi dağıtılan ülkücü gençleri, şiirleri, türküleri ve yiğitçe haykırışlarıyla aynı gönül ikliminde buluşturup birliği, kenetlenmeyi ve silkinip ayağa kalkmalarını sağlayan bir OZAN ÂRİF vardı.

O gün Türkeş'in yokluğundan istifadeyle kirli ve kahpe dolaplar çevirenler, bugün Ozan Ârif'e sövülmesi için tâlimatlar yağdırıyor!
Bugün öylesine kirlendik ki
Ülkücü ruh kaybolmuş! Terbiye- İman- İhlâs yok!
İşte Balagat, bu kokuşmuşluktan besleniyor,gayet de memnun görünüyorlar.
Daha fazla yaşama ümidiyle de saldırıları, küfür ve kabalıkları destekliyorlar!

RTE, milleti iki ayrı kampa bölüp, aralarına kin ve husumet tohumları ektikten sonra birinin başına geçerek iktidarını sağlama almaya çalışırken, birileri de ülkücülerin aralarına kin, nifak ve husumet tohumları ekip iki ayrı kampa ayırıp, kampın birini yanına alarak Balgat saltanatını sürdürmeye çalışıyor.

ORHAN KILIÇOĞLU
05 Temmuz 2017
Beşikdüzü / TRABZON

_________________________

Eğer zamanınızı boşuna aldığımı düşünüyorsanız hakkınızı helal edin.


07 Temmuz 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de