Üye Girişi

Üye Girişi

ONLARA MÜBAH DA, BANA GÜNAH MI?

01 Tem 2017

Ben hep yazmışımdır,
Veya sahnelerde dile getirmişimdir!
Millete örnek olması gereken kişiler ağılarından çıkana daha dikkatli dikkat etmeli hatta gelecek nesillerin kulağına küpe olacak cümleler sarfetmelidirler diye...

Bu örnek olması gereken kişilerden birisi de benim diye düşünüyorum.
Ama böyle düşünmeme rağmen ben bile kendi istediğim gibi olamıyorum demek ki!

Baksanıza bir çok kere olduğu gibi yine yazdığım bir destandan dolayı mahkemeye verildim.

Bir ömür boyunca mahkeme merdivenlerini aşındırmış biri olarak mahkemeye verilmek umrumda bile değil. Değil ama bu kendimi sorgulamadığım manasına gelmesin!

Mesala kendi kendime soruyorum;
Neden böylesin Arif?
Yani neden sen de birileri gibi bazı kavramları kullanıyor ve o kavramlardan destan oluşturuyorsun diye kendimi sorguluyorum.

Sorgulama neticesinde de sebebi, yani bu sorunun cevabını Türk Milleti olarak genlerimizde bulunan bir özellikte görüyorum!

Peki nedir bu özellik?
Bu özellik şu;
Biz millet olarak önde giden yol başçılarımızı taklit etmeyi severiz!

Ben bunu ta öğretmenlik yaptığım yıllarda tesbit etmiştim zaten!
Öğretmelik yaptığım köylerde dikkatimi çekerdi köyün delikanlıları her halleriyle bizleri örnek alır saçlarını bile öğretmenlerin saç taradığı gibi tararlar, köyün genç kızları ise bayan öğretmenlerin edalarını, tavırlarını taklit ederlerdi...

Bir kardeşimizin hazırlayıp bana gönderdiği derleme görüntüleri görünce bunu daha iyi anladım!..
Yıllar önceki o tesbitim geldi aklıma...

Baktım ki bir halk ozanı olarak ben de halkımız gibi davranıyor başımızda bulunan liderleri örnek alıyor ve onları taklit ediyorum!
Onları taklit etmesem bile en azından onların ağızlarından çıkan kelimelerden ve kavramlardan etkileniyorum.
Bu bana gönderilen görüntüyü yazıma ek olarak sizin de seyrinize sunuyorum.
Allah için ibretle seyredin.

Ama sadece siz seyretmeyin!
O bana söz adabı öğretmeye kalkan, "sana bu sözleri yakıştıramadım" diyen edep lalaları da seyretsin...

O cemaziyelevvelini bildiğim, benim yanıma gelince bana dost görünen ama (böyle zamanlarda belki parsa kaparız diye) birilerine yağ çekip bana sanal köşelerinde salya akıtan Fransız dedeleri(!), veya yerel gazete köşelerinde Arif‘e tarif öğretmeye kalkan uçkur zaafı ile müptezelleşmiş tipler de seyretsin...

Telefonumu sağa sola dağıtıp, bu telefona telefon açıp, Ozan Arif'e küfür edin emirleri verenler de seyretsin...
Ve o ağızları oturdukları koltuklarından dolayı adam sanıp, onları dinleyerek bana küfür eden yavrularımız da(!) iyi seyretsin...

Şu ikamet ettiğim Samsun‘a gelip bu günün işini yarına koymayacağını söyleyen, hatta cumayı erken kılacağız gibi sözlerle ima kahramanlığı yapan yavşaklar da(!), hatta onlara yataklık yapan alçaklar da seyretsin...
O yavşaklara emir veren harsının değil hırsının, ya da adam olmayanlara adamlık yapan pavyon badigartları da(!) seyretsin...
Daha doğrusu herkes seyretsin.

Çünkü ben seyrettim!
Hem de ibretle seyrettim ibretle...
Ve herhalde ikisine de haklı demek geldi içimden!

Gerçi birilerinin haklılıkları veya haksızlıkları beni fazla ilgilendirmiyor.
Beni ilgilendiren en örnek almamız gereken kişilerin bu kavramları birbirlerine karşı ölçüsüz, estetiksiz hatta fütursuzca kullanmaları onlara mübahta, benim bu kavramlardan birini ortalığa kullanmam, bana günah mı?

Tamam da Ozan Arif ortalığa kullanıyorsun ama baksana alınganlık gösterenler var!
Varsa var ne yapayım yani?
Birbirlerine açıktan kullanırken alınmıyanlar acaba ben ortalığa söyleyince neden bu kadar alıngan oluyorlar anlamıyorum...

Ayrıca alınganlık, alınganlık gösterenlerin meselesi bana ne?

Yahu en azından ben o kavramlara ölçü veriyor, şekil veriyor, emek harcıyor onları destan yapıyor, hatta onları kumaşlaştırıp onlardan elbise dikiyorum elbise...
Onlar gibi kaba-saba çirkince de kullanmıyorum.

Tıpkı kazak Abdal‘ın “Avradını..„ dediği gibi,
Tıpkı Dadaloğlu‘nun adaletsiz ferman sahiplerine dediği gibi...
Tıpkı Köroğlu‘nun Bolu beyine dediği gibi...
Çok da güzel kullandığımı dost da, düşman da görüyor!

Onun için şimdi tekrar soruyorum!
Bize örnek olması gereken en seçkin kişilerin biribirlerine böylesine ağır konuşmaları, bu kavrmları çirkince kullanmaları mübah da,
benim şerefsizlere şerefsiz demem günah mı?


01 Temmuz 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de