Üye Girişi

Üye Girişi

ÇOK OLMAK MI? KIYMETLİ OLMAK MI?

09 Haz 2017

Bu sayfada (sosyal medya) edindiğim tecrübe o ki;
Siyasi polemik yazıları daha fazla rağbet görüyor.
Eğer siyasi polemik olmaz ise, bazıları iki-üç paragrafı bile uzun bulacak derecede okumama hastalığına yakalanmış...
İnanın “bu kadar uzun yazarsan ancak kendin okursun..„ diye bana sitem edenlere bile rastladım.

O sebeple şimdi yazacağım konunun dikkat çekmeyeceğini biliyorum.
Ama bile bile de olsa bu tür konuları yazma mecburiyeti hissediyorum kendimde.
Çünkü niyetim birilerinin hoşuna gitmekten ziyade, doğruluğuna inandığım hususları Allah rızası için dile getirmek...
Okuyanın da okumayanın da canı sağ olsun.

..........

Mevzuya gelecek olursak;
Bence memleketimizdeki en önemli meselelerden biri çok olmakla, kıymetli olmak arasındaki farkı anlayamamak, hatta çok olmayı, kıymetli olmaktan daha üstün tutmaktır.
Bunun en bariz örneğini seçim iklimlerine girince veya seçilenlerin meclisimizde yaptığı konuşmalarda açık açık görüyoruz...
(Tabi bu dediğim hususu hür vicdan sahibi veya hür bakış sahibi olanlar görebilir, siyasi şartlanmışlığı bu değerlerin önüne geçmiş olanlar göremezler)

Boş konuşarak çok şey anlatılmaz...
Hoş konuşarak çok şey anlatılabilir...
Hoş konuşmak boş değil dolu konuşmaktır.
Boş konuşarak, yani laf cambazlığı yaparak, gaf cambazlığı örtülemez!..

Öyle bir devir yaşıyoruz ki;
Öz konuşup ama gerçeği ifade edenlere her devirden daha çok ihtiyacımız var.
Ha bu sadece konuşmakla ilgili bir husus da değil, her sahayı ilgilendiren bir husustur!
Milletlerin kalkınmasında kaliteli iş yapanlar ve zamanla bu kaliteye hızı ekleyenler, çok faydalı olmuşlardır.
Ama kaliteden daha önce hızı sürati öne alanlar, hızlı iş yapmak için kaliteyi ihmal edenler de o derece zararlı olmuşlardır.

Bu söylediklerimi her mesleki sahaya taşıyabilirsiniz.

Meselâ sizce bir doktorun çok hasta bakması mı önemli, yoksa az ama dikkatli bakarak sağlam netice alması mı önemli?
Elbette ki ikinci önemli!
Çünkü birincideki Yanlışı er-geç insanlar farkeder, dolayısıyla çokluk da yerini zamanla azlığa ve kalitesizliğe terkeder...

Bir gazetenin veya televizyonun çok şey sunacağım diye kalitesiz ve boş şeyler sunması,
Mühendislerin çok bina yapacağım diye iyi hesaplanmamış felakete sürükleyen beton yığınları yapması gibi örnekler verebiliriz.

Doğrudur bu devirde sürat esastır... Hız önemlidir...
Ancak kaliteden uzak hızdan ve süratten Allah korusun.

Kıymeti çoklukta arayan siyasi hayatımıza bakacak olursak orada da aynı durumu görürüz!
Çok imkânlar ile, çok milletvekilleri ile, çok insanlara çok çok nutuk çekenler, geriye kaliteden uzak, bırakın dinleyenleri, kendilerinin bile unuttuğu hatta dün söyleyip bugün inkâr ettiği laf kalabalığı bırakırlar.

Ha, diyeceksiniz ki;
Demokrasi maalesef böyle neticelerin doğmasına sebep olabiliyor.
Doğrudur ancak demokrasilerde bile faydasız çokluklardan kaçıp, bazen az da olsa kaliteye rağbet ederek, kaliteli demokrasi elde edilebilir diye düşünüyorum.

Yoksa kalitesiz, koyun sürüsünü andıran kalabalıklarla gerçek demokrasi elde edilemez!
Edilemez çünkü düşersiniz iyi kaval çalan bir çobanın eline sizi katar önüne demokrasili dereye götürür, demokrasi denen suyu içirmeden de geri getirir.

Halk olmanın fıtratında olduğundan olsa gerek, bizim halkımız da çoklukları sever.
Ama hiç değilse biraz olsun iyiyi, kaliteyi çokluğun önüne alabilse milletçe yükslmenin, kendi değerlerimize sahip çıkarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın yolunu yakalayabiliriz.

Memleketleri medeni seviyeden geri bırakanlar işte yukarıda arzettiğim çok olmakla, kıymetli olmak arasındaki farkı idrak edemeyen idarecilerdir.

Hülasa çokluk her zaman geçerli olan bir şey değildir. Mesela çok yaşayanlardan ziyade, iyi işlere imza atıp, iyi eserler verenler ölümsüzleşirler.

Benim dediklerime rağbet etmeyenler, hiç olmazsa tabiata baksalar orda bile bu gerçeği görürler!..
Rahmetin, yani yağmurun bile seller halini alanı değil zamanında ve kararında yağanı makbuldür.

Bence ülkeler iyiyi ve kalityi çokluğun önüne alabildikleri derecede yükselirler.

Artık milletlerin büyüklüğü bile nüfusunun çokluğu ile değil, kaliteli, akıllı, faziletli fertlerinin sayısıyla ölçülüyor...

Hey çokluğu ile övünenler;
Size diyorum size!
Ne dersiniz öyle değil mi?


9 Haziran 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de