Üye Girişi

Üye Girişi

HEMŞERİ KONFEKSİYON'DAN!..

28 Şub 2017

İki haftadır, yani iki salı'dır Akp grup toplantısını izliyorum...
İnanın şaşkınım...
Neden şaşkınım biliyor musunuz?
Kendi kendime sordum!
Ey Ozan Arif;
İki haftadır zaman ayırıp baktığın bu toplantılar,
Memleketimizi 15 senedir idare eden bir siyasi partinin 2017 yılında yaptığı bir grup toplantısı mı?
Yoksa  1800‘lü yılların sonlarında "Abdürrezzak Efendi"nin idare ettiği tuluat tiyatrosu mu?
İnanın tenakuzda yani ikilemde kaldım.

O ne ya?
Türkiyenin her tarafından getirilmiş grup şovları...
Yerli yersiz savrulan ve artık bıkkınlık getiren sloganlar...
Konuşan Başbakanın sözünü kesmeler...
Ağzını açsa lafın ortasına turp sıkar gibi balkonlardan laf atmalar...
Garibim konuşurken yerli yersiz;
“Re-cep Tay-yip Erdoğan...
...Recep Tayyip Erdoğan...„ diye tutturup, lafını bölmeler...

Yani o salona doldurulmuş taşıma gruplara göre,
Konuşan Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı mı?
Yoksa şu eskiden yüzüne bakmadığımız(!) meşhur  
Yalova Kaymakamı mı?  vallahi belli değil...
Yahu normal bir vatandaş olarak bundan rahatsız olmamak da
inanın mümkün değil...
Bir insanın onuruyla, gururuyla, konumuyla bu kadar oynanmaz, bir Başbakan bu kadar hiçe sayılmazki kardeşim!..

....

Ama inanır mısınız ben rahatsız olsam bile baktım ki,
Sayın Başbakan hiç rahatsız değil...
Aksine çok rahat... Çok geniş... Çok tahammüllü...
Hatta o konuşmasını ikiye bir bölenlere iltifatlar bile yağdırdı!

Hani 1980 lerde org ile proğram yapan, çalıştıkları tavernalarda proğrama başlarken,
“Aaa... Jale hanımlar da gelmişler..„
“Aman Efendim Kamuran Bey ve eşleri de buradalar..„ vs.
gibi gelenleri pohpohlayan taverna sanatçıları vari...
Çeşitli yerlerden getirilmiş ve kendini dinlemeden ziyade kendilerini gösterme derdine düşmüş o bindirme gruplara, geldikleri yöre isimleriyle (şuralılar da gelmişler-buralılar da gelmişler diye) seranatlar yapmaya bile başladı...

Hatta o da yetmedi Ülkücülere de mavi boncuk dağıtmak için Bozkurt selamı da verdi.
Yiyene tabii!..

O tam o Bozkurt işaretini yaptığında içimden dedim ki;
“Ulan - Evet- sen nelere kadirsin be!.„

....

Ben iki haftadır bakıyorum...
İki haftadır gördüğüm manzara bu.
Ha bir de şu gelenlere toplu halde evet dedirtmek için komik durumlara girmesi;
Mesela,
Ha gayret? Eveeet...
Daha net... Eveeet...
Yemek yapmak için eve ne lazım?
Et...
O zaman ne dememiz lazım?
Eveeett...
Hep beraber söylen bakiiim... Eveeett...
İlkokul öğretmenlerimizin birinci sınıflara fiş okutması gibi!...

Daha da olmayınca, yani diyecek laf bulamayınca veya alkış ihtiyacı duyunca,
“Size Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan‘dan selamlar getirdim„ demesi,
Bırakın orada bulunan taşıma grupları, Beyefendinin kendi kendini hiçe sayma gayretleri beni çok eskilere götürdü!

....

Tarih 16 Kasım 1989'da..
Turgut Özalın yerine getirip oturttuğu Yıldırım Akbulut'un gelişini seyredeken yazdığım  9 dörtlükten oluşan bir manzume vardı...
O manzumeyi düşündüm...
Ve o manzumeyle sözü bitirmek istiyorum;

......................

O manzume şu idi;

SADRAZAM BEY!..

"Akbulut'un gelişini seyrederken…"

Çok benziyor gidene,
Yapınız Sadrazam bey.
Seni tayin edene,
Çapınız Sadrazam bey. 

Temenna et pirine,
Seni koydu yerine,
Uyuyor birbirine,
Tüpünüz Sadrazam bey. 

Gel deyince hemen git,
Nerde derse orda bit,
Yağ çekmeye müsait,
Tipiniz Sadrazam bey. 

Denileni yap sen tek,
Bal yersin petek petek,
Onun için el-etek,
Öpünüz Sadrazam bey. 

Bu işin aman başar,
Başarırsan o yaşar,
Hiç korkma dolar taşar,
Küpünüz Sadrazam bey. 

Baktın ki durum müşkül,
Anlat işte mart-eylül,
Gözümüze biraz kül,
Sepiniz Sadrazam bey. 

Kendinde boş rolünde,
Bu herkezin dilinde,
Çünkü puştun elinde,
İpiniz Sadrazam bey. 

Sadrazamsın ne hakla,
İster de, ister sakla,
Kuklasınız hep kukla,
Hepiniz Sadrazam bey. 

Sanma uzun sürecek,
Arif bile görecek,
Bir gün hesap verecek,
Topunuz Sadrazam bey. 

16 Kasım 1989

..................

Sadece kendim hatırlamakla kalmadım, bakın o manzumeyi size de hatırlattım...
Yani sizi nerde ise 27-28 sene öncesine götürdüm...
Sizi 28 sene öncesine götürürken ben var ya tam 49-50 sene öncesine Perşembe Öğretmen Okulu yıllarıma gittim!..

....

Yatılı okuyorduk...
Yokluk vardı... Fakirlik vardı...
Yatılı arkadaşlar olarak bazen birbirimizin gömleğini kazağını giyer resim çektirirdik...
Çok yakışmış diyenlere de “ Arkadaş Konfeksiyondan „ derdik...

Efendim demem o ki;
Benim şiirlerim bazen elbise gibidir.
30 sene önce kime dikersem dikeyim, 30 sene sonra onu giydirecek illa birini bulabilirsiniz!
Mesela şimdi yukarıdaki şiiri “ Hemşeri Konfeksiyondan „ diye,
27-28 sene sonra Binali Bey‘e de giydirsek  uygun düşer mi acaba?
Yani yakışır mı?
Yakışmaz mı?

İsterseniz çabuk karar vermeyin, şu şiiri bir daha okuyun ondan sonra karar verin.
Bence daha doğru olur!


28 Şubat 2017,
Bad Homburg v.d.H.

 

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de