Üye Girişi

Üye Girişi

EN TEHLİKELİ İNSANLAR!

04 Şub 2017

Şöyle rivayet ederler;
Kanuni Sultan Süleyman kızı Mihrimah Sultanı dönme olmakla beraber genç, zeki, hırslı, geleceği parlak bir devlet adamı olan Rüstem Paşa ile evlendirmek ister.
Rüstem Paşa ise bu sırada Diyarbakır Valisi.
Rüstem Paşa'nın saraya damat olacağı söylentisi duyulunca, onun hakkında bir sürü dedikodu yayılır.
Bu dedikodulardan en ürkütücüsü Rüstem Paşa'da cüzzam hastalığı bulunduğu iddiasıymış.
Sultan Süleyman diğer dedikodulara kulak asmasa da bunu önemser.

Derhal sarayın hekimbaşını çağırıp cüzzamın tüm belirtilerini anlattırır.
Sonra da Rüstem Paşa'nın bu belirtileri taşıyıp taşımadığını gizlice tahkik etmeleri için Diyarbakır'a görevliler gönderir.
Sultan Süleyman'ın adamları, Rüstem Paşa'nın çamaşırlarını gizlice kontrol ettikleri sırada bir bit bulurlar. 

Hekimbaşının anlattığına göre ise cüzzamlı bir hastanın vücudunda bit bulunamazmış.
Dolayısıyla böylece Rüstem Paşa'nın cüzzamlı olmadığı ortaya çıkar ve Padişahın damadı olur.
Bu olay nasıl olduysa halk arasında kulaktan kulağa yayılınca, devrin bir şairi olay hakkında günümüze kadar gelen şu sözü söyler:

“Olucak bir kişinin bahtı kavi, talihi yar,
Kehlesi dahi mahallinde anın işe yarar..„

Yani bu günün türkçesiyle söyleyecek olursak;
“Eğer bir kişinin şansı yaver giderse, yerine göre onun biti bile işe yarar!..„

...........

Bunu şunun için anlattım;
Vallahi bitini bilmem ama Türkiye siyasetine bakınca, hiçbir birikimi, müktesebatı olmadığı halde, cehaleti bile işe yarayan bir yığın yaratık var...
Hatta meclisimizde bile münevverliğinden ziyade, lafazanlığı, yağcılığı, yalakalığı, dalkavukluğu, rüşvetçiliği, hırsızlığı ve son derece cahilliği dahi işe yarayan tipler var...
Bu tipler sadece bir partide dedeğil ha!
Bunlar istisnasız her partide var.

Ben bu tespitleri çok bilmişlik, ukalalık ve Allah korusun üstünlük taslamak gayesi ile yazmıyorum.
Kendimi birileri gibi bilge(!) sınıfında falan gördüğüm de yok!
Tam aksine kendimi;
“Öğrendikçe bilmediklerinin ne kadar çok olduğunu farkedenler„ sınıfında görüyorum...
Bilmemekten kurtulmaya çalışıyor, bilmediğini bilmemekten de Allah‘a sığınıyorum!

Bütün bunları yazma sebebim siyasetdeki bu rezillikten Vatanım ve Milletim adına üzüntü duymamdan kaynaklanıyor.

Çünkü;
Tarihte sayısız örnekleri olduğu gibi,
Kalitelerinden ziyade, tam aksine şanslarının yaver gitmesi sebebiyle (kalitesizlikleriyle) birden bire meşhur olmuş, kahraman gözüyle görülmüş, idareci, yönetici hatta devlet başkanı bile olmuş, ben diyeyim tevafukların, siz deyin tesadüflerin sebebiyle çılgınlar gibi omuzlarda taşınmış tipler vardır.

Bu tipler, kendilerine gösterilen hak etmedikleri bu şuursuz ilgi yüzünden kendilerinde gerçekten üstün meziyetlerin olduğuna  bütün insan üstü özelliklerin sahibi olduklarına inanırlar...

İşte felaket de orda başlar zaten!

Çünkü bunlar kendilerinin bu denli şımartılmasıyla akıllarının ve kabiliyetlerinin dışına fırlayıp, Nemrutluk ve Firavunluk psikozuna girerek, maalesef arkaları sıra idaresini eline aldıkları kitleleri, ülkeleri, milletleri resmen felaketlere sürüklerler!

Bu tiplere, bu fırsatları, bu payeleri veren milletler tabiri caizse yelkenlerini tesadüf rüzgarlarına açmış olurlar!
Dolayısıyla da, ya bir kayaya çarpar paramparça olurlar, ya umulmadık bir dalganın altında okyanuslara gömülüp, fırsat bekleyen köpek balıklarına yem olurlar...

.............

İşte bu noktada Türk milleti olarak bizim de milletçe bir tefekküre, düşünmeye, titremeye kendimize dönmeye ihtiyacımız olduğuna inanıyorum...

Peygamber Efendimiz herhalde,
“Siz nasılsanız öyle idare edilirsiniz.” diye boşuna dememiş...
Yani bizim de yüce peygamberimizin dediği gibi kendimize, “biz nasılız„ diye sorma ve cevabını samimi olarak düşünme vaktimiz çoktaaan geldi de geçiyor bile.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım milletçe şuursuzluğun doğurduğu bu ruh hastalarının, işin önemini kavramadan kendilerini her işe yetkili görmeleri, onlara o fırsatı veren milletlere öyle belelar açar, öyle bedeller ödetirki...
Bu bedelin altından bırakın yılları, asırlarca kalkılmaz...

Cenab-ı Allah Türk Milletini, bu tür şuursuzluklardan, bu tip ruh hastası yöneticilerden ve bu tür bedel ödemelerden hülâsa her türlü belalardan muhafaza buyursun.

Allah duamıza amin diyenlerin aminlerini, hayırlara vesile kılsın...
Korkarım şimdi birileri “amin„ bile demezler!!!


4 Şubat 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de