Üye Girişi

Üye Girişi

TAŞA TOHUM EKİLMİYOR VESSELAM!

20 Oca 2017

Beşeriyet yani insanlık hatta ülkeler, devletler akıllı görünenlerden çektiklerini, inanın gerçek delilerden veya aptallardan çekmemişlerdir.

Akıl Cenab-ı Allah‘ın insan oğluna bahşettiği en büyük nimet , nimetten de öte dünya ve ahiret şerefidir bence...

Ancak bu devirde nedense akılla kurnazlık birbirine girmiş durumda...
Bu iki kavramı algılamakta akıl almaz yanlışlar yapıyoruz...
Yada yanlış yapar duruma getirildik! 

Bazen kurnazlık yarışında akıllı geçinen budalaların, gerçek akıllılardan daha öne geçtiği olur...
Öne geçmekle kalmayıp daha fazla itibar gördüğü, daha fazla rağbet gördüğü bile olur.
Esasında bu (maalesef) erdemlerimizi ne derece kayıp ettiğimizin açık işaretidir de, bir türlü görmek istemeyiz! 

Gerçek akla ihtiyaç gerektiren işler, işte bu akıllı geçinen aptal tiplerin eline kalınca, bunlar sadece kendilerini değil, kendileriyle beraber olanları, kendilerine tabi olanları da ateşin içine atarlar.

Şimdi şöyle bir düşünce jimnastiği yapacak olursak;
Aile hayatımızı kurduğumuz veya (aile hayatımız da bir yana) memleket işlerini, yani devletimizi ellerine teslim ettiğimiz kişilerin akıllı geçinen aptallar olması, üstelik bizi yanıltarak güvenimizi kazanmaları ne büyük felaketlere bizi sürükler tahmin edebiliyor musunuz?

Belki bu noktada böyle tiplerin yanılttığı (her kimse) daha büyük aptaldır diyebilirsiniz...

Ama öyle değil işte...
Yanılmak her zaman budalalık veya aptallık sayılmaz.
Ancak kendini herkesten akıllı sanmak tam bir budalalık ve aptallık göstergesidir.
İnsan yanılabilir.
Fakat yanılmalarından ve yanıltanlardan ders alamaması, denenmişleri tekrar denemeye kalkması aptallığın ta kendisidir.

Bunlar hiç bir fikir yürütmeden kendilerini ve çevrelerini (bile bile lades dercesine) kör kuyuya atanlardır.
İçine bir fikir yürütülerek girilmeyen kuyudan, fikir yürüterek ne onları, ne de onlara tabi olanları kurtaramazsınız!
Kurtarmaya kalksanız bile, kurtarıncaya kadar iş işten geçer.
Herhalde bu sebeple olsa gerek ki, bazen boşa konuştuğumu, boşa yazdığımı düşündüğüm olur...

Duvarın arkasını görmek için bir sürü merdivene gerek yok.
Görmek isteyen sadece Allah‘ın bahşettiği akıl merdivenini doğru dürüst kullanmayı bilse hem duvarın arkasını görür hem de yükselir!..
Gerçi attığı taşları bile kırk akıllının çıkaramadığı tipleri, benim kuyudan çıkarmaya kalkmam biraz benim de aptallığıma işaret ediyor!
Ama ne yapayım işte yazmadan, söylemeden de yapamıyorum!..

Peki yazınca ne oluyor?
Dedim ya, sadece hiç.
Taşa tohum ekilmiyor vesselam...

Ne mutlu memleketlerini, memleket işlerini, devletlerinin idaresini liyakat sahibi gerçek akıllı insanlarına teslim eden milletlere...
Vallahi ne yalan söyleyeyim onları kıskanıyorum.


20 Ocak 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de