Üye Girişi

Üye Girişi

EFENDİ RUHLAR, KÖLE RUHLAR!..

11 Oca 2017

(Biliyorum böyle yazıları pek okumuyorsunuz ama, ben yine de yazacağım.)

Kölelik ve köle ticareti 19. yüzyılda kanunlarla yasaklanmış olsa da kölelik bugün farklı biçimlerde varlığını sürdürüyor.
Beni bilgilerim yanıltmıyorsa,1847'de Sultan Abdülmecid'in çıkardığı bir fermanla kölelik kaldırılmış olmasına rağmen, bizde bile sürüyor bizde... 

Şimdi durup dururken, böyle bir şey yazmak da nerden icab etti diyebilirsiniz bana...  
Şu Anayasa tartışmaları, hani şu madde oylamaları, oylarını açık kullanma şovları yapılırken köleliği hatırladım nedense!..
Ve kendi kendime demek ki kölelik hala yaşıyor, sadece kılık değiştirmiş diye geçti aklımdan...
Onun için de böyle bir yazıyı yazayım dedim... 

Hemen, hadi canım sende demokrasinin ağızlardan düşmediği o yüce meclisimizde kölelikten dem vurmak olur mu? demeyin.
Bence bal gibi olur ve oluyor işte!..
Biz o yüce dediğimiz mekanları yüce yüreklerle değil de, cüce yüreklerle doldurduğumuz müddetçe neden olmasın?

.........

Neyse ben bu konuda detaya girmeden önce şu kölelik kavramı üzerinde bir kaç söz etmek istiyorum... 

Medeniyet istediği kadar köleliği kaldırdım dese de, anlaşılıyor ki;
İnsanlık alemi hırslarına, çıkarlarına esir olmayacak ilim ve olgunluğu elde edemedikçe köleliği değişik şekillerde yeniden hortlatacaktır!
Gördüğüm kadarıyla hortlatmışta zaten! 

Anlaşılıyor ki, menfaatlerine köle olan insanlar, en yüce makamlarda otursalar bile kölelikten kurtulamazlar.
Üstelik verdikleri emirlerden, hükümlerden hatta kararlardan bile vıcık vıcık kölelik akar.
Çünkü köleliğin en kötüsü kendi nefsine köle olmaktır. 

Gerçi insan dünyaya cehaleti, zaafları, çıkarları, ihtirasları ile adeta düğümlenmiş veya zincirlenmiş olarak doğar.
Bu zincirlerden kurtulmanın yolu ise bilgi, terbiye, güven özellikle de imandır.
Esasında bunlar bile yetmez!
Bana göre bunları bir de aşk ve samimiyetle yani ihlasla kullanması lazımdır.
İşte o zaman nefislerinin kölesi olmaktan kurtulur, köleliğin zıttı olan hürriyetin Allah tarafından insanlara eşit olarak dağıtılan bir nimet olduğunu idrak ederler.

İşte o zaman hür olmayı eşit olmaktan çıkaranların, hürriyeti bile kendi çıkarlarına kullanan köle ruhlu aşağılık insanlar olduğunu ayna gibi görürler...
Gördükleri anda da kendileri için arzu ettiklerini, başkaları için de arzu edecek kemalete erişirler.
Eriştiği zaman da köle ruhluluktan kurtulur efendi ruhlar sınıfına girmiş olurlar.
Efendi ruhlu olmanın lezzetini almış insanların tekrar köle ruhlu olması mümkün değildir.
Köle olmayı istemedikleri gibi, köle kullanmayıda sevmezler.

Köle ruhlu insanlar gözlerine takılan at gözlüğü ile ona gösterilen hedefe yürürler.
Çıkarlarının esiri olmaları hasabiyle Allah‘ın verdiği aklı bile kullanamayacak kadar, kullanılmaya müsait ve dar görüşlüdürler.
Köle ruhlu insanların sözlerinde durdukları, tam aksine efendi ruhlu insanların ise sözlerinden döndükleri pek görülmemiştir... 

Değerli Ülküdaşlarım, değerli dostlar;

Bir milletin, bir ülkenin, bir devletin en kötü kaderi nedir biliyor musunuz?
Bunların en kötü kaderi, köle ruhların yönetici olması, olmakla da kalmayıp, efendi ruhları kenara itmeleridir.
Bütün milli feleketler böyle başlar.
Çünkü köle ruhların galebe çaldığı ülkelerde milletin kaderi, vatanını, namusunu hatta bırakın en yakın arkadaşını, anasını bile satacak kadar alçalan yaratıkların eline geçer. 

Milletler insanların büyüklüğünü o insanları yürekleriyle değilde makamlarıyla, koltuklarıyla veye servetleriyle ölçtükleri müddetçe köle ruhluların tasallutundan kurtulamazlar.
Zira köle ruhlu insanların, makamları, servetleri hatta tahsilleri, diplomaları olsa bile gerçeği görecek kalp gözleri, hakikati ölçecek vijdanları kördür.
Onlar Allah‘ın verdiği akıllarının sesini değil, doymayan işkembelerinin gurultusunu dinlerler.
Bilgileri hayatta derinleşmez, bildikleri de mallarının, servetlerinin sayısını artırmak içindir. 

Şimdiii...
Bütün bunları yazma sebebime gelince,
İsterseniz tekrar başa dönelim.
Esasında dönmeye bile gerek yok...
Sizden istirhamım şu olsun!
Bütün bu yazdıklarımın ışığında şu Anayasa tartışmalarını, lider keyfetmek için istemeye istemeye rey vermeleri, açık oy atma şovlarını ve bu şovların arkasındaki sebepleri düşünün...
Düşünün ve karar verin! 

Bizi idare etsinler diye seçtiklerimiz, bizi temsil etsin diye o yüce meclisimize gönderdiklerimiz, sizce nasıl insanlar?

Efendi ruhlular mı?
Köle ruhlular mı?


11 Ocak 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de