Üye Girişi

Üye Girişi

YAHU SİZ NE UTANMAZ ŞEYLERSİNİZ!

08 Oca 2017

Cuma günü “ İyi olan var mı?!..„ başlıklı bir yazı yazdım.
Merak edenler aşağıda okuyabilirler.
Bu gün ise Pazar...
Dışarıda kar yağıyor.
Bilgisayarın başına yeni bir yazı yazmak için oturdum.
Baktım ki cuma günkü yadığım yazının altına  an itibarı ile 206 yorum yapılmış, şunlara bir göz atayım dedim...
Ve attım...

% 95 yazdıklarıma katılanları gördükçe anlaşıldığımı düşünerek mutlu oldum.
Tabi herkes benim gibi düşünmeye mecbur değil bazı katılmayanlarıda gördüm...
Olabilir, normal dedim kendikendime...

Ancak bazı tipler var!..
Bunları daha önce yazdığım “Kurtlar neden sövmesinler?!„ isimli manzumenin altında da görmüştüm...

Ağızlarında karşı bir fikir yok...
Dediğimin aksini savunma yok...
Peki ne var?
Anca küfür var...
Ya da
“Biz seni böyle bilmezdik Ozan Arif!„
“Tam muhaliflerin istediği gibi yazmışsın..„
“Tam solcuları ağzı..„
“Tam Geziciler gibi olmuşsun..„
“Seni boşuna dinlemişim...„
“Kasetlerini kırıp çöpe atıyorum..„ vesaire... Vesaire...

Hepsinin sayfalarına göz attığımda şunu görmek mümkün, bunların ne benimle ne de benim iklimimle bir alakaları bile yok...
Hepsi başka derenin sazanları!
Hadi bunları da geçelim...

Ama öyleleri var ki;
Benim nerde ise yirmi yıldır beynime yerleşmiş olan bir uru, bir tümörü(!) bana karşı savunmaya kalkıyorlar savunmaya...

..................

Yahu niyetim kendi derdimle uğraşırken kimseyi kırmak değil,
Kimseyi kırmak değil ama bu kadar da olmaz ki!

Ulan siz ne utanmaz şeylersiniz be!..
Size mi düştü şimdi onu savunmak?
Size mi düştü kendi derdimle ilgili yazdıklarım üzerine ahkâm kesmek?
Siz değilmiydiniz benim iç hesaplaşmamın bir ürünü olan,

“ Ben adam sanmıştım adam değilmiş..„

 isimli destanıma mal bulmuş mağribi sarılan...
O destanı Üç Hilal‘den oy koparmak için kullanan...
Herkese duyurmak için her yerinize yapıştıran,
hatta çerçeveletip misafir odalarınıza asan siz değil miydiniz...

Bu destanı yazdığımdan dolayı bana övgüler yağdıran,
Ozan Arif gerçek bir ülkücü diye meth-ü sena ederek beni dolmuşunuza bindirmeye kalkan zavallılar başkaları mıydı yoksa?

Hatta her seçim “benim reyim üç hilale" dedikçe, "Ülkücü Partisinden başka yere rey vermez„ diye açıklama yaptıkça benim destanımı bana göndererek sinirlerimi tepeme zıplatan, ve bana;

“Yeter ulan asabımı bozma be...
Senin başındaki hiç adam değil!
Benim destanımı bana yazma be...
Senin başındaki hiç adam değil!..

Ben yeter diyorsam, şu yüzden yeter!
Eğer senin için bensem kriter,
O seninki var ya!... O daha beter!
Senin başındaki hiç adam değil!..

diye uzayıp giden, yani (kaşındığınız için) bana yeni bir destan yazdıran siz değil miydiniz?..
Sizi ben elli kere uyarmadım mı “Ozan Arifin destanıyla siyaset gerdeğine girmeye kalkmayın„ diye?

O zamanlar Ozan Arif çok cici...
"Adam değil" dediği ise tu kakaydı!

Eee şimdi ne oldu?
Şimdi tam tersi...  
O cici oldu, ben ise oldum tu kaka öyle mi?
O oldu devletini düşünen adam, ben oldum devlet düşmanı, vatan haini öyle mi?

İşte onun için diyorum ki;
Yahu siz ne utanmaz şeylersiniz be!..

Utanmaz şeylersiniz çünkü vatan gibi, millet gibi, devlet gibi kavramların arkasına saklanarak siyasi çıkar peşinde olduğunuzu alalamaya yani kamufle etmeye çalışıyorsunuz...
Benim derdim başka, sizin derdiniz daha başka...
Ben koynumda beslenen yılanın derdine düşmüşüm, siz ise siyasi yalanın peşine düşmüşsünüz...
Size ne de her yazdığım yazının başına üşüşüp birilerinin avukatlığını yapıyor sunuz?

Peki o avukatlığını yaptığınıza yarın rey verir misiniz?
Hayatta vermezsiniz...
Hatta bazılarınıza (dinine-imanına diye vebal atarak ) şifaen sordum bunu!
Bana verilen cevap şu;
“Neden verelim Arif Efendi, bizim partimiz ayrı, peşinden gittiğimiz kişi ayrı..„ demediniz mi?
Hatta daha da ileri giderek “ Ama bizim partiye geçerse rey de veririz..„ neden vermiyelim diye sırıtmadınız mı?!

İşte siz busunuz!
Ben diyorum “benim evim tutuşmuş„
Siz diyorsunuz ki “ haa öyle mi, o zaman müsade et de biz şu yumurtalarımızı pişirelim„

Ben, şimdi sizin bu yere göğe sığdıramadığınız zatı, bizi Rahşan Hanımın eteği altına sokarken tenkit ettim mi?
Ettim...

Çatı aday komedisi oynarken tenkit ettim mi?
Ettim...
O zamanlar neden savunmuyordunuz peki?

Şimdi de sizinle aynı çuvala giriyor diye, hem dağda kurtluk hem de sizin derede sazanlık yapıyor diye ve daha başka sebeplerden tenkit ediyorum.
Ama bakıyorum şimdi toz kondurmuyorsunuz!
Neden?
Çünkü şimdi sizin çıkarınız söz konusu çıkarınız!
Boşuna dememişler, gerçek insan görevini, alçak insan da çıkarını düşünür diye...

Ben ülkücüyüm, ben Türk milliyetçisiyim beyler...
Ben benim başımdakilerin Ülkücü gibi, Türk milliyetçisi gibi davranmalarını beklerim...
Ona buna yalaka olmalarını değil veya tükürdüğünü yalamalarını değil, duruşuyla, tavrıyla davama yakışmalarını beklerim...

Yani ben bu sebeple görevimi yapıyorum...
Peki siz dün “ağzı salyalı„ dediğiniz birinin avukatlığına soyunmakla ne yapmak istiyorsunuz söyler misiniz?
Sakın bana vatan, millet, devlet edebiyatı yapmayın...
Sizi sizden iyi tanıyan Ozan Arif bunu yemez...
Siz bunu götürün muhtarların önüne koyun, bunu yerse ancak onlar yer!

Bu dayanışma keşke sizin süslediğiniz gibi samimi olarak vatan, millet için veya devletin bekası için olsa o zaman canım kurban be...

Ama bu çirkin dayanışmanın ne için olduğunu bilmemezlikten gelerek ülkücülerin zekasıyla oynamaya kalkmayın...

Cümle alem biliyor ki;
Birisi; kıçının altından gitmek üzere olan koltuğunu, muhaliflere kaptırmamak için devlet erkini de arkasına alarak koltuğunu kimseye vermeme derdinde...
Birisi de; bunca dertlerle bulanmış olan vatan suyunda balık avlar gibi sultanlık avlama derdinde!

Yani teşbihte hata olmaz Anadolu‘da bir söz vardır derler ki;

“Eşek eşeği ödünç kaşır..„
Onlar birbirlerini ödüç destekliyorlar...
“Abdalın dostluğu köy görününceye kadar..„ dedikleri gibi, ben bu ortaklığın öküz ölünceye kadar olduğunu çok iyi biliyorum...

Dolayısıyla ben sizin onu nereye kadar savunacağınızı da çok iyi biliyorum çok...
Ancak bilmediğim bir husus var!

Hadi siz bellisiniz...
Sizin siyasi hırsınız gözünüzü, vijdanınızı kör etmiş diyelim...
Dolayısıyla sizin beni anlamanız mümkün değil...

Peki şu ülkücülük adına mangalda kül bırakmayan bizimkiler!

“Adam dedim adamları kızdılar,
Ben adam sanmıştım adam değilmiş..„ 

dedim diye bana sitem eden,
Sen böyle demekle Ak trollere fırsat verdin, bunu yani bu destanı bizim aleyhimize kullanıyorlar diyen ülküdaşlarımı merak ediyorum...

Hiç değise onlar beni anladılar mı acaba?
Beni anlamasalar bile, hiç olmazsa kimin nereye hizmet ettiğini görecek kadar gözleri açıldı mı bilmem ki?

Hadi ben Ak Trollere fırsat vermiştim diyelim...
Peki şimdi verilenlerin adı ne biliyorlar mı ki acaba?!!


8 Ocak 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de