Üye Girişi

Üye Girişi

HAY BEN BÖYLE SİYASETİN!..

03 Kas 2016

Türkiye de Salı günleri entresan günler!..
Siyasetin, daha doğrusu siyaset şeflerinin, yeni yumurtalar yumurtladığı günler de diyebiliriz salı günlerine...
Yani siyasi parti guruplarında siyasetin başını çekenlerin, sadece alkışlamaktan başka vazifesi olmayanlara, gurup salonlarında nutuk atma günleri desek de olur...
Pardon nutuk atma da değil, (Çünkü nutuk atma sıkıcı olmakla beraber irticalen yapılan konuşmalara denir) birilerinin yazıp ellerine verdiği metinleri “promter„ denilen cam ekranlardan okudukları günün adıdır Salı... 

Bu salı da aynısı oldu, konuştular...
Ben de oturdum hepisini izledim!
Özellikle birisini izlerken(!) bir daha anladım ki;
En doğru sözler bile yanlış ağızlardan çıkınca hiç bir değer arzetmiyor...
Hatta değerini kayıp bile ediyor...

Demek ki en leziz yemekler dahi, sapına kadar pisliğe batmış bir kaşıkla, yani pis bir kaşıkla yenmiyor işte!..
İnsanın kusası geliyor kusası... Hele bu siyaset şeflerinin, şu demokrasiden bahsetmeleri yok mu!
İşte o zaman “Hasittir lan..„ diye bağırmamak için kendimi zor tutuyorum inanın!..

Çünkü demokrasi bunların işlerine geldiği zaman bindikleri, işlerine gelmediği zaman ise indikleri “körüklü gösteriş faytonu„ndan başka hiç bir şey değil inanın...

Bunu da yiyen yiyor malesef!
Yemeyen de çıkarı var ise, yemiş gibi görünüyor! (Bu daha adi bir davranış tabii)
Eee...
Yemek isteyen yer! Hangi sebeple olursa olsun, yiyene afiyet olsun!..
Ama hiç kusura bakmasınlar! Benim midem kaldırmıyor arkadaş!..
Midem nasıl kaldırsın ki?
Hepsi de şahsi iradelerini, milletin iradesi diye takdim etmekle meşgul!

Yani riya ile, yalan ile, hatta siyasi sahtekarlıkla meşgul!..
Ben öyle demokrasi havvariliği yapmak isteyen biri değilim, ancak bize öğretilen demokrasi de bu değil!..
Şu bizdeki siyasete bir bakın...
Bakın çünkü kör değilseniz görmemeniz gayrı mümkün...
Muhakkak görürsünüz!

Siyaset kendi varlıklarını garanti altına almak için, demokrasiyi, hatta bazen millet sevgisini bile(!) ayaklarının altına alanların at oynattığı arena haline geldi...
Onlara; yanlış düşünüyorsunuz deme hakkınız yok.
Onlara; yanlış yapıyorsunuz deme hakkınız yok.
Onlara; “artık yeter..„ deme hakkınız zaten yok!..
Daha doğrusu onların hesabına gelmeyen hiç bir şeyi söyleme veya yapma hakkınız yok...
Siyaset yapacaksanız (ki bunun adı siyaset değil) onların şeyini okkalamaya, yalakalığını yapmaya mecbursunuz!..
Ama onların her hakkı var!

Mesela; esas seçme hakkı onlara ait!
Dur hemen itiraz etmeyin!..
Yalan söylemiyorum...
Senin-benim sadece “alamet-i farika„ yani yeni tabirle, sadece “logo„ seçme hakkımız var!
Yoksa seni-beni temsil edecek olan, (hani o adına göstermelik de olsa!) “Milletvekili„ denen zevatı bile onlar seçer!..
Seçtikleri katiyen sizin vekiliniz değil sadece onların kapı kullarıdır...
Hatta kendi seçtiklerinin arasından bile, kazara bir muhalif ses çıkaran, bir delikanlı duruş gösteren olursa,
Derhal kendi seçtiklerini bile unutup, (bunları ben seçtirmiştim demez) onları;
“provakatör, Rus ajanı, Israil ajanı, (Hatta son zamanlarda benim için söyledikleri gibi) Alman ajanı, veya Bölücü, Fetöcü, Paralelci, Hain vs.„ damgası vurmaktan zerre kadar çekinmezler...

Niye çekinsinler ki;
Koskoca bir öğretmen camiasına bile;
-Benim için bir ile sıfır aynıdır! Ya benim dediğimi yaparsınız ya da çeker gidersiniz diyen bir zihniyet, çıkarı için kişileri şerefsizce yaftalamaktan çekinir mi?
Çekinmediği gibi üstelik göstermelik kurullarından, kovma, ihraç etme kararları çıkartarak yaptığı şerefsizliğe demokratik elbise giydirmeye çalışırlar!!!

Bu kadarla da kalmaaaz...
Kendileri için her türlü kıvırmak serbestir!
Geçen gün yazdığım gibi;
Dün alçak dediğine bugün yüksek der...
Dün namert dediğine bugün mertoğlumert der...
Dün şerefsiz dediğine bugün şerefli der...
Dün Pkk‘lı dediğine, bugün vatanperver der...
Hatta kendi camiasını (karikatürlere konu olacak derecede) dün hain dediklerinin kapısına bugün onları alkışlatmaya götürür!..
Yani dün (afedersiniz) düşüncesizce sıçtığını, bugün önüne alıp rahat rahat yer...

Sadece de kendi de yemez ha!
Yanındakilere de seve seve yedirir!
Onlarda zaten cacık gibi yemeye mecburdurlar!
Hiç birisi “yahu bu kadar da olmaz arkadaş diyemezler..„ demezler...

.......

Şimdi ben bunları söylerken, bazılarının;
Rahmetli “Demirel„in şu meşhur
“Dün dündür, bugün bugündür..„ sözünü hatırlatarak,
-Siyaset bu siyaset... Senin aklın ermez, diyeceğini biliyorum!..
Halbuki akıl ermeyecek ne var?
Göz görüyooor...
Akıl eriyor!
Herkes koltuğunu garantiye alma derdinde, birileri de hala bunu,
Vatan millet için yapılan siyaset sanıyor!

İşte ben de onun için, yazıya bu başlığı koydum!
“Hay ben böyle siyasetin!..„

3 Kasım 2016,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de


  • Ettiler
    Yine duygulandım, yine içlendim, Neden beni terk-i sıla ettiler, Söyledim suçlandım, yazdım suçlandım, Ömrümü çekilmez çile ettiler.
    Devamını oku...
  • MERHABA
    Selam vermek şart elbet, Selam, selam merhaba. Başlamadan muhabber, Selam, selam merhaba.
    Devamını oku...
  • KOYNUMUZDA BESLENMİŞ...
    Ah Başbuğ'um bazısının gözleri,Timsah gibi hep yalandan ıslanmış!Sen gidince kandırmışlar bizleri,Meğer düşman koynumuzda beslenmiş...
    Devamını oku...