Üye Girişi

Üye Girişi

ÖNEMLİ OLAN GÜVENDİR, GÜVENİLİR OLMAKTIR!..

28 Eyl 2016

Kimseye güvenmeyen insana, kimse güvenmez.
Meselâ ben güvenmem.
Bana güvenmeyene ben neden güveneyim ki?

Defalarca bu güven konusu üzerinde durdum.
Zira daha önce de söylediğim gibi,
Güvenilmenin, sevilmekten daha büyük bir önem taşıdığını düşünüyorum.
Yani bence esas sevgi bile, güvenin doğurduğu sevgidir.
(Ha yeri gelmişken şunu da belirteyim!)
Sevginin neticesinde hasıl olan, daha doğrusu sevginin doğurduğu güveni de, güvensiz bir güven olarak telakki ediyorum.
Yanılıyor olabilirim ama, bence bu böyle...

Yani önce güven gelir güven...
İnsan hayatında da, devlet hayatında da, önce güven...
Ancak görüyorum ki;
Güven de tedavülden kaldırılmış bir değer haline geldi.

Kimsenin kimseye güveni kalmadı...
Hatta bırakın insanın insana güvenini, devlet millete, millet devlete güvenmez durumda!
Eee ne olacak böyle?
Güven olmadan bir devlet yürür mü?
Bir hükümet düşünün ki ordusuna bile güvenemez duruma gelmiş!
Bir ordu düşünün ki üniformasıyla halkın arasına çıkamayacak kadar halkına güvenemez duruma gelmiş!
Öğrenci öğretmene, veli okula, hasta doktora, karı kocaya, koca karıya, güvenmiyor...
En kötüsü hakime, savcıya yani mahkemeye, yani adalete güvenmiyoruz adalete...
Güvenen de işte şöyle-böyle!...

Yukarıda arzettiğim gibi hele de devlet hayatındaki güvensizlik, o devleti uçuruma götürmez mi?
Ne demek yani resmi geçitte askere jarjörsüz silah taşıtmak?
Ne demek yani helikopter veya uçaklarımızı belli günlerde o gurur veren uçuşlarından men etmek?..
Hadi ordumuzdan korkuyoruz...
Yahu insan korktuklarımızın yerine korkulmayanları yetiştirecek olan askeri okulların binasından da korkar mı?
Adında “askeri„ var diye hastaneden, hastane binasından korkar mı?
Ne yani “Ne isterlerse verdiğiniz„ alçaklardan kazık yediniz diye, veya birbirinize güvenmez hale geldiniz diye, sizin güvensizliğinizi devlete hakim kılmanız veya böyle arkası gelmez korkularınızla sürgit yapmanız doğru mu?
Tabi ki değil!..

Bazen emin olmasanız bile, emin görünmeye mecbursunuzdur.
Devlet adamlığı ve devlet hayatı bunu gerektirir.
Ama emin görünmenin yolu bile kendine güvenmekten geçer, korkmamaktan geçer korkmamaktan!..

Tabi ki ata sözüdür;
“Allah‘a güvenecek ama barutunu da kuru tutacaksın..„
Yani tedbirli olacaksın...
Ama tedbir ile güvensizliği birbirine karıştırmadan, tedbir alıyorum diye güvensizliği şizofrenik boyutlara taşımadan olmalı tedbir dediğin...

.......

Biliyorum benim dediklerimi kaale almazsınız, hatta kızarsınız, hatta yalakalarınız şimdi küfür etmeye bile kalkar.
Sizin bu tutumunuza alıştık zaten!
Ne yaparsanız yapın, umrumda bile değil artık, ama unutmayın;

«Şüphe hastalık, güven sağlıktır»
«Allah‘a güvenmek için bile güvenilir kişi olmak gerekir»
«Güvenilmeyen veya güvenmeyen bir hükümdarın akibeti, güvenilmeyen insanlar elinde kalır»

Bunları ben demiyorum, bunlar zaman süzgecinden süzülerek günümüze kadar gelmiş çok kıymetli sözler...
Hayatın her safhasında, her köşesinde hatta her noktasında, aile düzeninden tutun, ticarette, sanatta, ilimde, arkadaşlıkta, ülküdaşlıkta, hangisini saysam ki; savaşta, barışta, devletler arası ilişkilerde, hatta ibadette bile güven esastır esas...

Şimdi düşünün;
Allah‘a güvenmeyen bir insan, Allah‘a inansa ne yazar?
Yani şimdi böylesine ehl-i iman denir mi?

Ben böyle çoook iman ehli görünüp, Allah‘tan ziyade, boyuna-bosuna, güzelliğine, parasına-puluna, hanına-hamamına, sarayına-köşküne, makamına, koltuğuna, yalanına-iftirasına veya sırtını dayadığı dayısına güvenen zavallılar gördüm.
Halâ da görüyorum!
Ama yazık ediyorlar!
Bu tipler halk arasından asla eksik olmaz zaten...
Toprağın her pisliği kaldırması gibi, halk bunu kaldırır!

Ona eyvallah...
Ona eyvallah ama devlet hayatı bunu asla kaldırmaz asla!..
Çünkü bir milletin geleceği, gençliğine, öğretmenine, milli eğtimine, ordusuna-askerine, polisine, hakka-hukuka, adalete velhasılı bütün bu saydıklarımı, sıhhatli yürütecek ve idare edecek olan hükümetine güvenle sağlama alınır...
Temelinden güven taşları sökülmüş olan devletler, milletler, hükümetler, toplumlar, hatta partiler, ülküler, idealler bile ayakta kalamazlar, yıkılırlar...
Mahvolurlar...
Ama işin acı tarafı kendileri mahvolup giderken Vatanımızı da götürürler...
Anladığımızda da iş işten geçmiş olur!

O sebeple, Allah Devletimizi, bütün devlet organlarımızı, hükümetimizi hatta sivil toplum kuruluşlarımızı, güven vermeyen yöneticilerden muhafaza buyursun...
Zira, güvensizliğin başladığı yerde her şey bitmiş demektir.
İnanın bana göre güven veya güvensizlik bu kadar vahim.
Kim bilir belki de yanılıyorum(!)

Hoşça kalın Efendim...


28 Eylül 2016,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de