Üye Girişi

Üye Girişi

RUH TERBİYESİ, GÖZ VE GÖRÜŞ!..

16 Ağu 2016

"Yol odur ki, doğru vara...
Göz odur ki, Hak'kı göre!..
Er odur ki engin dura,
Yüceden bakan göz değil..."

Esasında "Koca Yunus" bugün sizlere demek istediklerimin hepsini bir dörtlükte demiş...
O sebeple, belki benimki lüzumsuzluk olacak ama, yine de bir şeyler söylemeden geçemeyeceğim!

Eee...
Gelelim benim söyleyeceklerime;

Memleket işlerini baskıyla yani zorla veya güç kullanarak yapmak, veya yaptırmak ne kadar çirkin ise, kendini halkın gözdesi yapma uğruna, halkın (an itibariyle) hoşuna gidecekleri araştırıp sırf onları yapmak, yani yenilerin ağzıyla tribünlere oynamak da o kadar çirkin ve tiksindiricidir...

Zira, çoğu zaman bu iki durum da toplumlar için kötü neticeler doğurur.
En basiti şu bir aydır yaşadıklarımızın dününe göz atarsanız, şu anda dediğim neticeye gelirsiniz!..
Onun için çok dikkatli olmak lazım!

Çünkü, dini ve kitle heyecanını suistimal edenler, yerine göre molla, yerine göre vatansever, yerine göre milliyetçi, yerine göre her işin ehli olarak görünmeyi, değme tiyatroculara taş çıkarırcasına çok iyi becerirler.
Halbuki halkın, (yani senin, benim, öbürünün, hatta hepimizin) hoşuna gidenler her zaman hayırlı olmazlar...

Örnekleyecek olursak;
Bazen bize zehir gibi acı gelen ilaçlarda şifa,
Bazen de ball gibi tatlı olan şekerin, çikolataların içinde de öyle zehirler vardır ki, aklınız durur...

Peki nasıl olması lazım?
İşte bu sorunun cevabını en güzel cevabını, Pakistan‘ın banisi, yani kurucusu olan, “Muhammed Ali Cinnah„ın bir siyasetçiye verdiği cevapta bulmak mümkün.
“Muhammet Ali Cinnah„ bir gün, (öyle kürsülerden böğürerek falan değil!) gayet sakin olarak, rakibi olan o siyasetçiye döner, der ki;

“Efendi, siz önce halkın neden hoşlandığını araştırıyor, sonra ona göre hareket ediyorsunuz...
Ben ise önce uzun uzun düşünür, doğru olana karar verir, ona göre hareket ederim..„

Bu metot var ya, bu metot,
Bence Ülkelerde ki iç gerilmeleri önleyecek, o ülkeleri geleceğe sağlam adımlarla yürütecek, çok önemli bir metot, çok önemli bir formüldür.

Kim hangi masalı anlatırsa anlatsın!
Meselâ bugün bizim memleketimizde de, seçim telaşı, vatana, millete hayırlı olma telaşının, fersah fersah önünde gitmektedir...
Hiç biri memlekete faydalı olma telaşını, seçimi kazanmaktan daha önemli görmemektedir...
Hatta seçim bile değil bazılarının koltuk telaşı dahi, vatandan, milletten daha önemli duruma gelmiştir!!!

Yani bırakın halkın hoşuna gidenleri, bazı sahısların ihtirasları dahi, hakka, hakikate ve ülke çıkarlarına tercih edilebiliyor!
Ve kimse bana bu gidişatın vatanımızın, Milletimizin yararına olduğunu yutturamaz.

Şimdi soruyorum! Haksızlık ve liyakatsızlık karşısında direnen kaç yiğit tanıyorsunuz?
Halbuki ben size,
“aman suya-sabuna dokunmayayım, sonra koltuğumdan olurum„ diyen,
hatta haklının değil, güçlünün yanında olmayı yeğleyen, halkın çıkarını da bırakın,
kendi pis ihtiraslarına ve çıkarlarına göre hareket eden, bir yığın müptezel gösterebilirim...

Dolayısıyla terbiye şarttır şart...
Terbiye deyince de hep aklımıza nezaketli davranış, adab-ı muaşeret kaideleri veya toplumun belli alışkanlıklarına, geleneklerine göre hareket etmek gelir...
Bu doğru mudur?
Evet doğrudur...

Ancak, esas terbiye ruh terbiyesidir ruh...
Doğru düşünme terbiyesidir.
Önce insana bu lazım.
Hele hele siyasetle iştigal edenler için bu elzem kere elzem...

Hz. Ali (r.a) boşuna mı demiş;

“Hiç şüpheniz olmasın ki, siz,
altın, gümüş sahibi olmadan önce terbiye edilmelisiniz..„

Bunu siz mal, mülk, makam, mevki, koltuk, şan-şöhret hatta bilgi, birikim diye de çeşitlendirebilirsiniz.
Hülasa; Hak‘ka, hakikate itibar etmenin yolu, kendimizi akıntıya kaptırmaktan veya birilerinin dolmuşuna binmekten değil,
bence hür vicdan, hür fikirle doğru düşünce gücüne erişmekten geçiyor.

Ama şu gerçeğin de farkındayım!
Zerre kadar düşünmeden, hiç bir fikir yürütmeden, üstelik gönüllü pislik kuyusuna gömülmüş ve öyle yaşamaya da alışmış zavallıları, düşündürerek, düşünmelerini sağlayarak o pislik kuyusundan kurtarmak adeta imkansızdır!
Çünkü onlar o kuyuda mutlular ve işin kötüsü arada başlarını kaldırsalar bile dünyayı dibinde bulundukları kuyunun ağzı kadar sanıyorlar!

Ne diyeyim?
Allah yardımcıları olsun...
Tabi bizim de...


16 Ağustos 2016
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de