Üye Girişi

Üye Girişi

ONURUMUZU KIRANLARIN, ONURUNU DÜŞÜNMEM!..

28 Haz 2016

Biliyorum ağızları bozuktur...
Hesaplarına gelmeyen her şeye talimatlı ve koro halinde küfür etmeyi çok severler...
Denilene saldıramayınca, diyene saldırırlar...
Ya onların her şeyine doğru dersiniz, Ya da demezseniz küfürü yersiniz!..

Ama ben diyeceğim... Yanlışlarını, çarpıklıklarını, dürüstlükle alakalarının olmadığını haykıracağım...
Bu zamana kadar haykırdığım gibi yine haykıracağım...
Küfür etselerde, doğruya doğru, eğriye eğri demek gibi bir mertlikle ilgilerinin sıfır olduğunu yüzlerine şamar gibi çarpacağım...

Ha işe yarayacak mı?
Hayır yaramayacak ama yine de söyleyeceğim...

İçlerinde iyiye iyi, kötüye ise kötü demesini beceren, az sayıda da olsa bazı yürekler olduğunu biliyorum!..
Onları tenzih ederek,
şu sürü davranışı gösteren kesime diyeceğim ki;

........

Ulan siz nasıl yaratıklarsınız...
Sizde muhakeme yok mu?
Sizde izan, sizde ölçü, sizde kendinize ait irade kırıntısı yok mu?

İnsan her şeyini bir ele teslim eder mi?
Hasan Sabah'ın adamları gibi davranıp başkalarına "Haşhaşiler" demenin ne anlamı var?!
Kusura bakmayın ama esas haşhaşi sizsiniz...
Size de yutturan haşhaşı iyi yutturmuş!
Yutmasanız böyle davranamazsınız!

Ne o ya;
Takılmışsınız bir adamın peşine, o ne derse o...
Doğru yapsa da alkış...
Yanlış yapsa da alkış...

"Esad" diyor alkış...
"Esed" diyor alkış...

Açılım derken, her haltı yerken alkış...
Kandırıldık deyip açılımdan vaz geçerken yine alkış...
Oslo'da, Çırağan'da öpüşürken alkış...
Mecliste uzantılarıyla tepişirken yine alkış...
Diyarbakır mitinginde pkk'ya uyarlar alkış...
Ankara'da Barzani ile gurur duyarlar alkış...
Ondan sonra "Analar ağlamasın" alkış...
Ama analar ağlıyor yine alkış...

"Işid"i tedavi ederken alkış...
Işid terörist derken yine alkış...

Salih Müslim'i ye kırmızı halı serilirken alkış...
"Pyd"nin, "pkk" olduğu görülürken yine alkış...

Van minut alkış...
Bunu unut alkış...
Mavi Marmara, bozuldu ara...
Şimdi de düzeldi yapın gargara...
Yahudi öcü diyor, alkış...
Yahudi cici diyor yine alkış...

"Amerika dostum..." alkış...
Obama'ya küstüm alkış...

Rusya'ya diş biliyor alkış...
Rusya'dan özür diliyor yine alkış...

AB'yi överken alkış...
AB'ye söverken yine alkış...

Yahu arkadaş hangisini sayayım bilmiyorum ki!
Daha "paralel", "akil adamlar", "imzacı aydın" tezatlarını saymadım ha...
Saysam ne olacak ki?

Alkış... Alkış... Alkış...
Tamam da bu alkışların kimi doğru kimi yanlış...
Yani demek istediğim bir karar verin de anlayalım...
Anlayalım...
Ama yook... Siz karar veremezsiniz!
Çünkü karar vermek, iradesi elinde olanların işidir...
Sizin iradeniz ise, sizin değil, o kişinin, o elin elinde...

Peki siz nesiniz?
Siz Kadir Ağa'nın Marabası (Orakçısı, ortakçısı) gibi bir şeysiniz!

O da nerden çıktı demeyin, anlatayım anlarsınız!..

Kayserinin Felahiye veya Özvatan civarlarında bir Kadir Ağa, birde Kadir Ağanın Marabası, yani arazisini ekip biçen ortakçısı varmış...
Olacak ya Maraba birgün hastalanmış...
Karnını acayip bir sancı kitlemiş...
Kadir Ağa Marabayı arabasına atmasıyla, doğru Kayseride bir doktora götürmüş...
Uzatmayalım doktor Marabaya sormuş;
-Söyle bakalım neren ağrıyor efendi...
Maraba önce ayakta bekleyen Kadir Ağaya bakmış, sonra dönmüş doktora;
-Valla ben bilmem ki Tohtur Bey...
Onu Kadir Ağam bilir, ona sor!.. demiş...

Şimdi şu son Israil ve Rusya gelişmelerinden ve bu gelişmelere de,
bastığınız alkıştan sonra anladım ki sizin kesinlikle iradeniz falan yok...
Sizin her şeyiniz, sizin Kadir Ağa'nız!
Aklınız, fikriniz, kumandanız o kişi, sevkiyatçınız o el...
O ne derse o...
İyi derse iyi... Kötü derse kötü...

Bırakın o hızlı mümin edalarını,
Gazze diyerek müslümanı gaza getirme numaralarını...
Hani ne oldu o Filistin aşkınız? Nerde o "Kahrol Israil..." diye yaptığınız şovlar...
Mescid-i Aksa'ya postallarıyla Yahudiler mi girdi, ben mi girdim?
Yoksa Israil Müslüman oldu da benim haberim mi yok?
Eğer öyleyse, varın gidin "Ağlama Duvarı"nda toplu resim çektirmeye ha ne dersiniz?!!!..

Şimdi biliyorum çekeceğiniz numarayı!
Hemen başlarsınız;
"-Senin aklın ermez, devlet işleri saz çalmaya benzemez, devlet idare etmek kolay değildir..." falan diye, küfürlerinizle karışık sıralarsınız artık...

.....

Efendiler... Efendiler...
Ben de biliyorum Devlet idare etmenin kolay olmadığını...
Onu o zaman bana değil, gidin Kadir Ağanıza söyleyin...
Konuşurken "Devlet adamı" gibi konuşsun...
Muhtarlara sallar gibi sallayıp, sonra da özür dileyerek onurumuzla oynatmasın...
Açık söyliyeyim;
Türk Milletinin onurunu düşünmeyenlerin, onurunu ben de düşünmem!
Çünkü onurunu kayıp edenlerin, kayıp edecek hiç bir şeyi kalmaz.
Herkes ayağını denk alsın.


28 Haziran 2016
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de