Üye Girişi

Üye Girişi

HERKESİN MERAKI BAŞKA!..

03 Mar 2016

 

Tabiii...
Birilerine göre yazmamalıyım!
Davaya zarar veriyorum...
Bu zarar nasıl zarar sa onlar hiç vermiyor, hep ben veriyorum...
Hep ev sahibi suçlu... Hırsızda suç aramak ayıp...
Peşinden malum laflar;

"Kol kırılsın yen içinde,
Gemi batsın ben içinde!.." Oh ne ala memleket!..

Yeter ki ses çıkarma, yeter ki birilerinin tabuları, putları yıkılmasın!
Rezil eden razııı... Rezil edilen razı,
Sana ne Oluyor Ozan Arif?
....
Tahmin edersiniz ki bu anlayış;
Maalesef son açıklamalarında da gördüğünüz gibi,
Bu Hareketi, babalarının malı,
Bu Hareketin yuvalarını da, babalarının gayrimenkulü sanan zavallıların anlayışı...
Öyle sanmasalar kendilerinden başka herkesi hain,
şuranın-buranın adamı ilan ederler mi?

İnsanın hemen sorası geliyor;
-Yahu bunlar sizin seçtiğiniz, seçtirdiğiniz hatta çok önemli görevleri tevdi ettiğiniz insanlar değil mi?
-Sizin yanınızda olunca iyiydiler, hastılar da,
Şimdi hatalarınızı görüp, karşınıza geçtiler diye,
"tu kaka" mı, hain mi oldular?

Efendim bunları anlamak mümkün değil!

Ben hariiç...
Çünkü bana göre anlamamak mümkün değil, anlamamak!..

Vallahi öyle anlıyorum ki onları...
Haksızlığın, adaletsizliğin paniğini yaşıyorlar!
Hani derler ya;
"Haksızlığını anlayan insanlar, en büyük cezaya çarptırılmış olurlar" diye... Hah işte bunlar tam da böyleler...
Bakmayın siz benim zavallılar dememe,
bunların kendi haksızlıklarını anlayacak zekâları var.

Yani kendileri bile külli haksız olduklarını öyle biliyorlar ki,
kendilerini savunmalarından bile belli oluyor!

Ama malumunuz son senelerde memleketimizin genelinde hukuki bir hastalık var!
Ahlaksız zekalar haksızlığı hak gibi gösterme çabasındalar...

Bizimkilerin de beyanlarından, haksızlıkları fışkırıyor sanki...
İşte buyurun bakın, savunmaya bakın savunmaya;

- Bunların karşısında olan herkes hainmiş...
- "olağanüstü kurultaya gerek yok"muş...
- Neden yokmuş?
- Geleneklerimizde olağanüstü kurultay yokmuş da ondan!..
- Tüzüğe göre kurultay toplamak zorunda değillermiş...
- Neden değillermişş?..
- Çünkü tüzüğün 63. maddesi diyormuş ki; "kurultaya çağrılabilir" diyormuş... Yani "çağırır.." demiyormuş...
- Yaaa işte bunlara karşı olan hainler(!) "Çağırabilir" ile "Çağırır" arasındaki farkı bile düşünememişler gördünüz mü?(!)!!!
...
Hülasa Ülkücü iradenin karşısındaki en kuvvetli savunmaları bu;
"çağrılabilir" sözünün kesin bir hüküm içermediğini ve kurultayın zorunluluk olmadığını savunuyorlar...

Ne durumlara düştüklerinin farkında mısınız?
Şunların sarıldığı sebebe,
şunların sığındıkları limana bakın Allah aşkına...

Acaba beyefendilerin bu savunmalarını alınca mahkeme ne diyecek?
Gülecek miii?.. Ağlayacak mı?!...

İşte tam bunu düşünürken aklıma bir fıkra geldi!
(Siz bakmayın benim fıkra dememe, olmuş bir olay da olabilir ha!..)

Onu anlatarak bitireyim ki,
böylece hakimlerin işine de karışmamış olurum!
.....................
Olay şu;
Ben de merak ediyorum!...

Adam Kiracı olarak durduğu evde yıllardır ikamet etmenin gereğini yapmamış!..
Yapmadığı gibi evi mahvetmiş!
Bir tarafa bir çivi çakmamış...

Nerde ise yirmi senedir hem haksız hem hor kullandığı evin sahipleri de dayanamayıp bir araya gelmişler ve buna;

- "Yahu yeter artık, evimizden çık..." demişler.

Demişler ama bu kiracı öyle laftan-maftan anlamayan biri değil ki...
Artık nerdeyse evi kendi malı sandığı için,
ev sahiplerine mahkemenin yolunu göstermiş...

Hem mahkemenin yolunu göstermiş, hem de,
neden mahkemeye gittiler diye ortalığı birbirine katmaya, cam, çerçeve indirmeye, hatta önüne gelene saldırmaya başlamış...
Karakola götürmüşler... Götürmüşler ama orda da aynı!
Orda da (artık kime güveniyorsa!) başlamış polislere saldırmaya, karakolun da camını, çerçevesini indirmiş...

Sonunda tutup hakimin karşısına çıkarmışlaaar...

Hakimi görünce mum gibi olmuş ve hakimden özür dilemiş...
Hakim bey “Avukatım gelmedi” demiş, avukatım gelsin beni o savunacak...
O ara Hakim Bey dosyada şöyle bir göz gezdirmiş ve bu huysuz kiracıya dönüp;
Yahu be adam; avukatın gelse ne olacak ki?
Yaptığın edepsizlik bir değil, iki değil, rezilliğini koca dosya almamış be...
Durduğun evi bırak, geldiğin karakolun bile içine etmişsin... Harabeye çevirmişsin harabeye...
Bir yığın aleyhinde şahit var...
Hala diyorsu ki avukat...
Sen,bu yediğin haltlarla avukattan ne medet bekliyorsun?
Avukat gelse bile seni nasıl savunacak? deyince...

Huysuz Kiracı boynunu bükmüş ve demiş ki;
“Valla Hakim bey bir yığın para verdim...
Ne yalan söyliyeyim ben de merak ediyorum,
dur bakalım nasıl savunacak....
...................

Eee... Neyse konuya dönecek olursak,
Ne yalan söyliyeyim ben ( bana göre hukuken belli olan) mahkemenin sonucunu merak ediyorum...
Birileri de her halde avukatların nasıl savunacağını merak ediyordur...

Neyse, uzun oldu kusura bakmayın....



03 Mart 2016
Bad Homburg

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de