Üye Girişi

Üye Girişi

VUSLAT TAMAM DA, FİRKAT NE ZAMAN?!..

09 Şub 2016


Ama bu gidişle biraz zor gibi!..
Neden zor?
Şunun için zor;
Hastalık bu...
Hastalık Ülkücü iradeye benzemez!
Hastalıkla inatlaşılmaz...

Yani; sırf ben görevimin başındayım demek için...
Yani; sırf ben koltuğumu kimseye vermem demek için...
Yani; sırf benim ve avanemin dışındaki ülkücüler, ülküsüzdür diyebilmek için...
Yani; sırf kendine ve avanesine muhalif olanlara,
" bizim gibi görünseler de bizim gibi olamazlar." onlar bizden değiller demek için... Hastalıkla inatlaşılmaz...

Allah kimseyi hiç bir ülkücüyü onlar gibi etmesin zaten de....
Benim demek istediğim hastalık bu hastalık!
Aynen kendi dediği gibi;
Canı veren de Allahtır, alacak olan da Allahtır...
Eğer bunu inanarak söylüyorsa, biraz dikkat etmesi lazım!
"Yetti artık, koltuktan kalk..." diyenlere,
mahkeme yolunu gösterdiği gibi, herhalde(!) Azrail'e mahkeme yolunu gösterecek hali yok!..
Azrail böyle bir utanç vesikasını(!) kabul etmez!..
Dememiz o ki hastalık inat tanımaz...

Ne yalan söyliyeyim, bugün sözlerine başlarken umutlandım!
Çünkü;
"Muhibbî"ye, yani "Kanuni Sultan Süleyman"a ait bir gazelin ilk beyitini söyleyerek söze başladı...
Hepiniz dinlediniz işte;

"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi..."

diyerek konuşmasına giriş yaptı...

Allah var!
Böyle başlayınca ben de sandımki; (şu hayalperestlik ne kötü)
Hah işte!.. Hareketin sıhhatinin vahametini anlamasa bile,
kendi sıhhatinin vahametini anladı ve geç de olsa,
görevi bırakacağını açıklayacak herhalde diye düşündüm...

Ama nerdeeee...
Dinledikçe baktım ki; Aynı taaas... Aynı tarak!..

Neden öyle düşündüm biliyor musunuz?
İçimden şu geçti...
Sadece konuşmasını süslemek için ilk beyitini değil de,
keşke Kanuni'ni o gazelinin tamamını okusaydı,
dedim kendi kendime...

Hem de konuşmaları gibi laf olsun diye değil...
Anlamına kafa yora yora okusaydı, diye düşündüm...

Belki yazı uzayacak ama,
neden böyle düşündüğümü daha iyi anlayabilmeniz için, gelin şu gazelin tamamını beraberce okuyalım...
Gazel'in tamamı şöyle;
----------------------
"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...

Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdır,
Olmaya baht u saadet dünyada vahdet gibi...

Ko bu ıyş u işreti çün kim fenadur akıbet,
Yâr-ı baki ister isen olmaya tâat gibi...

Olsa kumlar sagışmca ömrüne hadd ü aded,
Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir saat gibi...

Ger huzur itmek dilersen ey Muhibbî fârig ol,
Olmaya vahdet cihanda kûşe-i uzlet gibi..."
---------------------
Gazelin tamamı bu...
Şimdi de günümüz Türkçe'siyle anlamına bakalım...
Bakalım ve görün...
O Muhteşem Süleyman bile ne diyor bakın!
Diyor ki; (Becerebildiğimiz kadarı ile)
.............................

Halkın gözünde iktidâr ve zenginlik gibi değerli bir şey yok. Halbuki şu cihânda bir nefes sıhhat bie bunlardan çok kıymetlidir... Sıhhat daha büyük bir mutluluktur...

Saltanat dedikleri sadece bir dünyâ kavgasıdır.
Bu kavga, gürültüden uzak, yani yalnızlık gibi büyük saâdet ve baht açıklığı olamaz...

Bu eğlenceyi, yemeyi, içmeyi bırak, bunların sonu kötüdür.
Eğer ebedî bir sevgili istiyorsan ibâdetten ayrılma...

Ömrün, kumlar sayısınca sınırsız ve hesapsız olsa bile,
O ömür, şu dünyâ içinde bir saât gibi geçip gider...

Ey Muhibbî, eğer huzûr içinde olmak istersen, ferâgat sâhibi ol, dünyâdan vazgeç.
Yalnızlık köşesi gibi dünyâda huzûr olmaz.
-------------------

Şimdi biliyorum bazıları;
Sen ne diyorsun Ozan Arif,
Koltuktan vaz geçmeyen, dünyadan vaz geçer mi? diyordur...

Desinler... Deseler de haklılar...
Ben de, daha neler neler demek istiyorum ama, olmuyor işte!
Olmuyor ve benim de aklıma "Fuzulî"nin bir sözü geliyor!
Fuzulî diyor ya;

" Sussam gönül razı değil, söylesem kâr eylemez..."

Artık gönül razı olsa da, olmasa da,
Bugünlük bu kadar!

Ozan Arif
09 Şubat 2016
Bad Homburg
...............

Not;
Değerli dostlar;
Yazdıklarımızın bir çok yerde yayınlanması bizi mutlu ediyor.
Ancak yayınlayanların kaynağı belirtme nezaketinde bulunması bizi memnun eder...
Adımıza endişe taşımanıza gerek yok.
Biz arkasında durmayacağımız sözü söylemeyiz...




 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de