Üye Girişi

Üye Girişi

BATTIKÇA BATIYORLAR!..

07 Şub 2016

- Neden mahkemeye gitmişlermiş...
- MHP'nin tarihinde böyle bir adet yokmuş...
- Bunun vebali ağır olurmuş...
- Ülkücü iradeye zamanı gelince hesap verirlermiş...

Eee... Ar damarı çatlayınca böyle oluyor demekki!
Suçlu olanlar, güçlülük veya masumiyet havasına girebiliyorlar!
Her türlü adiliği yapıp, her türlü haltı yiyip, zeytinyağı gibi suyun yüzüne çıkabiliyorlar...

Şimdi bu açıklamayı yapan Efendi, şaka mı yapıyor acaba diye aklıma geliyor...
Eğer şaka yapmıyorsa o zaman daha kötü!
O zaman da düşünüyorum ve;
" Allah'ım şu güzelim yuvamız, şu canım partimiz kimlerin eline kalmış Yarabbi..." demekten kendimi alamıyorum....

Yahu arkadaş;
- Mahkemeye siz gönderdiniz siz...
Mahkemenin yolunu Genel Başkanınız gösterdi onlara...
- Evet MHP'nin tarihinde böyle bir adet yoktu haklısınız(!)
Ama sizin sayenizde maalesef o da oldu...
Ayrıca MHP'nin tarihinde zat-ı aliniz(!) gibi çapı, fikri hatta niyeti böylesine belli olanlar da yoktu ama bak, varsınız!..
- Başkasının vebalini düşünene kadar kendi vebaliniz hiç aklınıza gelmiyor mu arkadaş...
- Sizin Ülkücü iradeyi ağzınıza bile almanız abesle iştigalin
ta kendisi...
Ülkücü irade 550'ye yakın imza ile kapınıza dayanmış...
Siz onlara, mühür bizim elimizde biz sizi tanımıyoruz demişsiniz...
Hatta istediğiniz yere şikayet edin dercesine mahkemenin yolunu göstermişsiniz....
Sonra da kalkıp içini boşalttığınız diğer kavramlarımız gibi Ülkücü irade kavramını ülkücülere ajitasyon aracı yapıyorsunuz...

Yahu tamam anladık siz de utanma-mutanma yok ama,
lütfen Ülkücülerin zekası ile de alay etmeyin...
Bana ağzımı bozdurmayın...
Bana kötü söyletmeyin!..

Be arkadaş kaç gün oldu ki, şu meşhur son Kızılcahamam kampınız olalı?
Ne çabuk unuttunuz o her sözünde keramet aradığınız,
Genel Başkanınızın söylediklerini!
Hadi " Alayına.." diye başlayıp, ağzını doldurarak diğer söylediklerini bırakın...
Kampı kapatırken oraya gelenlere hitaben;

- "İmzayı kim ne kadar toplarsa toplasın, müracaatları halinde kabulü mümkün olmayacak" demedi mi?
-  "Yasal haklarını kullanma yolu da açık olacaktır." demedi mi?
Hatta üstelik dalga geçer gibi,
- " Onun için önümüzdeki günlerde bizimle değil mahkemelerle haklarını savunmalarını tavsiye ederiz.." demedi mi?
- "İmzaların geçerli olduğunu düşünenler sulh mahkemelerine müracaat edebilirler..." demedi mi?

Ve yönetim olarak siz avukatların teslim ettiği imzaları aldınız mı?
Aldınız...
Gereğini yerine getirdiniz mi?
Hayır getirmediniz...

Peki geriye Beyefendinizin tavsiyelerine uymaktan başka ne kaldı?
Tamam işte dediğinizi yaptılar, mahkemeye gittiler ne var bunda?!

Hem orta yerde donunu sıyırmış, her şeyin içine eden sizsiniz...
Hem de Ülkücüleri ayıplayanlar yine sizsiniz...
Hem koskoca hareketi karanlığa gömenler sizsiniz...
Hem de bir umut ışığı yakmaya uğraşanları suçlayanlar yine sizsiniz!..

Bakın beyler;
Suçu gizlemeye çalışmak,
onu işlemekten daha büyük bir suçtur.
Battıkça batıyorsunuz! debelendikçe pisliğe gömülüyorsunuz...
Debelenmeyin...
Tutulacak bir yeriniz kalırsa,
belki tutup bir çıkaran bulunur!


07 Şubat 2016
Bad Homburg

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de