Üye Girişi

Üye Girişi

BİZDEN UYARMASI!

29 Ara 2015

Göz görmek içindir, bakmak için değildir!
Bakan‘lar bakıyor siz bari bakmayın...
Siz görün.

Evet siz...
Yavrum üniversitede okuyor diyen analar, babalar...
Üniversitelerimizi idare eden rektörler, dekanlar, öğretim üyeleri...
Ve Bakanlar!.. İlgili ve ilgisiz Bakanlar!..
Yani eğitim hürriyetinden bahseden (devletlü)lerimiz!..
Size sesleniyorum...

Dünyanın en sevimsiz faliyeti başkalarının pisliğini temizlemekmiş!
Güneydoğumuzda güvenlik güçlerimiz, pisliklerimizi temizlemeleri için seçtiklerimizin açılımlarıyla(!) açtıkları kanalizasyonlardaki pislikleri temizliyorlar!
Çukur kapatıyorlar çukur...
Hendek dolduruyorlar...
Hem de puşt pusularda şehitler verme pahasına yapıyorlar bu işi!..

Milletçe her akşam televizyonlardan bu temizlik, bu çukur doldurma faliyetlerini izlerken, arkamızdan kazılan kuyuların farkında mısınız?
Sadece Güneydoğumuzda değil, batımızda, kuzeyimizde, güneyimizde... İstanbul‘umuzda ve daha nice şehrimizde,
hatta birilerinin Payitaht‘ı(!) ama bizim baş şehrimiz olan Ankara‘mızda, geleceğimize yön verecek olan beyinlerin yetişeceği üniversitelerimizde açılan çukurların, kazılan hendeklerin, kurulan barikatların farkında mısınız?

Şu anda bölücü hainlerin üniversitelerimizde yuvalanan uzantılarının yaptıkları ihanetten haberdar mısınız?

Ve bu ihanete karşı direnen, bir yandan eğitim hürriyetlerinin bir yandan da Güneydoğu‘daki ağabeyleri gibi devletin bekasının mücadelesini veren yavrularımızın ne çektiklerini biliyor musunuz?

Bıçağın kemiğe dayandığı Güneydoğu‘da, bir Özel Harekatçı kardeşimizin, bir dükkanın kepengine
Kurt‘un dişine kan değdi, artık korkun..„ yazdığını ta Ankaradan ağrı görüp ve o kardeşlerimizi polislikten atmaya kalkan devletlülerimiz(!)..
Ankarada ki bir üniversitelerimizin içine, dışına, sınıflarına, kantinine hülâsa her yerine bölücü hainlerin neler yazdıklarını, neler astıklarını görmüyor musunuz?
O zaman o her şeyi gören gözleriniz kör mü oluyor?

O zaman hiç olmazsa ben size bir-iki örnek göstereyim...
Kim bilir belki bu vesile ile gözünüz açılır da, görürsünüz mekteplerimizdeki rezillikleri...
İnfaz listesine alınan ülkücü öğrencilerin nasıl afişe edildiğini...
Fırat Çakıroğlu yiğidimiz gibi pusuya düşürülmeden önlem alırsınız belki...

En iyisi ben sizi şimdi üniversiteli kardeşlerimin gönderdiği bir mektupla, ve onların okumaya çalıştığı okuldaki rezaletlerle baş başa bırakıyorum...
İnşallah sadece bakmaz, dedim ya belki görürsünüz!
......................

".......Olaylar öncelikle 23 Aralık günü saat 12.30 sularında yemekhaneye giden arkadaşlarımıza 6 Pkk sempatizanı öğrencinin saldırmasıyla başladı.

Yemekhanede yemek yedikten sonra dışarı çıkan, Ülküdaşımız Özkan Mustafa Akkuş ve Kadir Şahin ellerinde sallama olan 6 bölücü kişi tarafından darp edildi ve saldırılan arkadaşlarımızdan Özkan Mustafa Akkuş’un burnu kırıldı.

Yaralanan arkadaşlarımızın hastaneye kaldırılmasının ardından, yemekhane önündeki olaydan yaklaşık 10 dakika sonra toplanan 30 kişilik Pkk sempatizanı grup, arkadaşlarımızın orada olduğunu düşündüklerinden ötürü Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin karşısındaki "Nacho" diye Tabir edilen kafeye saldırdılar.

Saldırıya uğrayan kafedeki iki arkadaşımız 30 kişilik grup karşısında kafeden ellerine geçen materyaller ile kendilerini savunmaya çalışmışlar, fakat darp edildikten kurtulamamışlardır. Bu olayın ardından Pkk sempatizanlarının kampüsümüzün içerisinde ülküdaşlarımıza hatta aynı bayrak altında yaşama iradesi gösterdiğini bildikleri diğer öğrencilere de saldırmaları üzerine teşkilatımız toplanarak yürüyüş yapmaya başladı.

100 kişiyle başlayan yürüyüş diğer öğrencilerin de katılımıyla,
500 kişiyle devam etti...
Yaklaşık 30 dakika süren yürüyüş;

“Hacettepe Üniversitesi’ndeki özgürlüklerin teminatının ülkücüler olduğu„ minvalinde bir basın açıklaması ve İstiklal Marşı ile sona erdi...
(Ayrıca kampüsün çeşitli yerlerine yazılan bölücü sloganlar silindi) Olayın akşamında ise Özkan Mustafa Akkuş , Kadir Şahin , Ahmet Yavuz Yetim adlı arkadaşlarımız , kolektif basın ve sosyal medya gruplarından teşhir edilmiş , arkadaşlarımızın fotoğrafları Türkiye geneline dağıtılmıştır.

24 Aralık Perşembe günü ise Pkk sempatizanları bir önceki gün düzenlenen ülkücülerin yürüyüşüne tepki olarak bir eylem organize etmiştir...
Üniversite yönetimini defalarca uyarmamıza rağmen gerekli önlemler alınmamış, eyleme okulumuz öğrencisi olmayan birçok şahıs katılmıştır.
Biz ise bu esnada Pkk sempatizanlarının arkadaşlarımıza saldıracağını bildiğimiz için Bam’da toplandık.

Ülkücülerin Bam’da toplandığını öğrenen Pkk sempatizanları Bam’a doğru yönelmiş, Ülküdaşlarımız ise 400 kişilik Pkk sempatizanı grubun üzerlerine gelmesiyle Beytepe Erkek Öğrenci

Yurdu’na sığınmıştır.
Bırakın yurt öğrencisi olmayı üniversitemiz öğrencisi dahi olmayan şahıslar da arkamızdan yurdumuzun içine girdiler...
Merdivenlerin dar olmasının avantajıyla kalabalık Pkk sempatizanlarının yukarı çıkmasını engelledik.
Bu esnada kampüse giren Polisin, yurdun içindeki ve önündeki 400 kişilik Pkk sempatizanını dağıtmasıyla dışarı ancak çıkabildik. Bu olayda herhangi bir arkadaşımızın yara almaması çok büyük bir şans olmuştur.

Polis’in girmesiyle geri çekilen Pkk sempatizanları daha sonra arkadaşlarımıza ve polise karşı tekrar havai fişeklerle hücuma geçti, birçok arkadaşımız yaralandı.
Bütün bunlar yaşanırken Polis de maalesef ülkücülere karşı fiziksel şiddet kullanmış, tomalar ve biber gazı ile arkadaşlarımıza müdahale etmiştir.

Akşam saatlerinde olayların yatışması ile arkadaşlarımız kampüsümüzü araçlarla terketmişlerdir.

(Hocam uygun görürseniz isimlerimizi paylaşabilirsiniz. Sizin isteğinize bağlıdır)

...................................
Mektup bu...
Aşağıda gönderilen ibretlik fotoğraflarada bakabilirsiniz...

Şimdi bazıları diyebilir...
"Canım işte sıradan bir öğrenci çatışması..."
Böyle düşünene diyecek sözümüz yok tabi!
Ancak unutulmasın ki;
En küçük görülen meseleler bile birikir birikir,
pislik dereleri oluşturur...
Bu pislik dereleri de felaket nehirlerine dönüşürler.
Bizden uyarması!..


29 Aralık 2015

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de