Üye Girişi

Üye Girişi

BEN SEYİRCİ KALAMAM!..

26 Ara 2015

Herhalde bazıları susmamı, sadece seyirci kalmamı istiyor!
Ancak ben seyirci kalamam...

Her ne kadar bize sevgi beslediklerini söyleselerde,
bakıyorsunuz ki onların sevgileri, onların şartlanmışlıklarına karşı çıkana kadar...
Kendileriyle paralel düşünmediğinizi anlayınca, aynı iklimin yürekleri olsanız bile, mırın-kırın etmeler, karnından konuşmalar başlıyor.
Hatta daha ileri giderek hakaret etmeler başlıyor... 
İşlerine geldiğiniz zaman sizi omuzlarına alanlar işlerine gelmediğiniz zaman size düşman oluveriyorlar birden...

Bu tavır bir düşüncenin eseri olsa yanmazsınız,
Ama bir şartlanmanın, yani bir nevi bir körlüğün eseri olduğu zaman üzüntü veriyor!
Üzüntü veriyor çünkü;
Bakıyorsunuz hem kör, hem de sana kılavuzluk yapmaya, 
yol göstermeye kalkıyor.

Velhasıl bu tiplerin sevgileri ticaret metaı gibi!
Al gülüm... Ver gülüm...
Sev beni... Hatta sev benim sevdiklerimi, 
ben de seveyim seni!

Bakıyorsunuz adam resmen yanlışı savunuyor...
Göz göre göre eğriye doğru diyor... 
Demekle de kalmıyor adeta yanlışa köle oluyor köle...

Eğer buna " Kardeşim yaptığın iş yanlış...
Allah için biraz aklını da kullan..." dediğiniz an, hemen otomatikman size düşman kesiliyor...
O zaman anlıyorsunuz ki, daha önce yaptığı o sevgi serenatları hep boş... Hatta yalan...

Misal verecek olursak;
Mesela bir Türk Milliyetçisi olarak, 
milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söyleyen bir siyasi parti başkanına karşı çıkıyorum.
Bakıyorum ki hemen o siyasi partiye her şeyini ipotek etmiş olan biri çıkıp itiraz ediyor;
- Vay be Ozan Arif!... Sen nasıl benim tuttuğum partimin, 
veya başkanının görüşüne karşı çıkarsın? 
Tüh sana,  biz de seni milliyetçi bilirdik!..

Veya;
Başka bir siyasileri " Bakara (haşa) iyi makara salla gitsin.." diye Allah'ın ayetleriyle dalga geçiyor...
Bu şerefsizi bulmak için çok aradılar mı acaba dememe kalmıyor hemen savunma mekanizması çalışıyor... İtiraz hazır;
- Vay be Ozan Arif!.. Bir müslüman partisinin bakanına böyle nasıl söylersin? Biz de seni müslüman bilirdik...

...............
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün...
Ancak bu şartlanmışlar hep ellerin arasında değil ki, 
bizde de var tabi!
Zaten bu yazıyı da o sebeple kaleme aldım, 
yani esas bizdekiler için yazdım...
Zira bizdekiler daha alem...

Mesela yıllardır diyorum ki;
- Arkadaşlar bu imam, imam değil...
Ben bu imamın arkasında namaz kılmam!

Uuu... Hemen itiraz başlıyor...

- Vay be Ozan!.. Sen dinden çıktın, sen artık bizden olamazsın!..
- La gardaşım, niye dinden çıktım ki? 
Benim, Allah'a şükür, dinimle, imanımla, camimle, cemaatimle bir derdim yok...

- Peki derdin ne?

- Yahu derdimi 17-18 senedir söylüyorum, bir türlü anlamıyorsunuz... Benim derdim bu İmam... İmam...
Daha doğrusu imam olmadığı halde, imamlık taslayan bu kişi!

- Nerden biliyorsun bunun imam olmadığını?
- Be kardeşim; Nerden biliyorsunuzu var mı!..
Görmüyor musunuz!.. İmamlıkla ne alakası var?
Cemaati küstürdü... Camide cemaat kalmadı be...
Nerdeyse camimiz kapanacak, camimiz!.. 
Yalan mı? Bunun yüzünden camimizin cemaatini müslümanlık görüntüsü veren zındıklara kaptırmadık mı?..
Vaaz etmeden haberi yok... 
Ettiği vaazların da, İslamla alakası yok!
Her beceriksiz imam gibi, bulmuş yanına cemaatten üç-beş yalaka,
( onlarında cemaatten olup-olmadıkları bile belli değil!..)
dediğim dedik, çaldığım düdük diyor, başka bir şey demiyor!..
Ne kadir gecesi koydu, ne kandil gecesi!..
Bayramlarımızı bile kaldırdı, hatta yasakladı görmüyor musunuz?
Yahu herif nerdeyse kıblemizi bile değiştirdi kör müsünüz be?... 
dememe rağmen,
Yıllardır ben söylüyorum... Ben dinliyorum!

Dedim ya... Akıl devreden çıkıp, şartlanmışlık devreye girince,
Değerleri kollama yerine, kişileri kollama başlıyor!

Hülasa  Ozan Arif ne derse desin!..  
Sarığı var ya, mikrofon onda ya, minder onun kıçının altında ya 
tamam işte o imam...
Yani mühür ondaa... Süleyman O!
Ben istediğim kadar bu imam değil deyip, durayım anlamak istemiyorlar

Esasında anlayan anlıyor da, ama bazısı hiç anlamıyor!

Hani ben açık açık bu imam bu davaya (pardon)  bu camiye,
bu cemaate zarar veriyor diyorum ya...
Onlar da, tam aksine; 
- Ozan Arif esas sen davaya zarar veriyorsun... diyorlar...

Hımmm... Anlaşılıyor ki;
Maalesef bazılarının gözü, ağacı (özüne kadar sirayet ederek) kurutacak cinsten olan mantarın tahribatını, zararını görmüyor da,
ama mantarı temizlemek için uğraşırken, benim çakı bıçağımın ağacın kabuğuna verdiği zedeyi, zararı görüyor!..

Velhasıl açıkça birileri, Camimiz kapanma noktasına, 
çınarımız kuruma safhasına gelirken,  benim kenarda seyirci kalmamı istiyor!
Ve bana diyorlar ki; Sus... Sus... Sus. 

Halbuki benim susmayacağımı bilmeleri lazım!

Herhalde bunlar Ozan Arif'ten;

" Diyorlar ki sus... Sus... Sus,
Susmam, susmam, susmam ben.
Varken bunca namussuz,
Susmam, susmam, susmam ben...„

deyişini hiç dinlememişler!

Desenize nereden dinlesinler,
Bu imam o minderde oturduğu müddetçe,
Ozan Arif dinlemek Yasak... Yasak... Yasak.
Durun bakalım nereye kadar!..

Ozan Arif
26 Aralık 2015
Bad Homburg v.d.H / Ober-Erlenbach

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de