Üye Girişi

Üye Girişi

İYİ NİYETMİŞ... HADİ ORDAN!

23 Ağu 2015

Ben niyet okumayı sevmem...
Ama hissederim...
Hissedince duygularıma yansıyanlar yüzünden beni niyet okuyor sanırlar.
Halbuki bu dervişin zikrine bakıp fikrini anlamaktan ibarettir.

Niyet nedir?
Bir şeyi içinden tasarlama olarak tarif edebiliriz...
Tasarlama, uygulamaya dönüşünce, sonucu ne olursa olsun insanın hayatında hatta Allah indinde niyet çok önemli hale gelir.

Kötü niyetlerini saklayarak güzel şeyler vaat etmek bazılarının vaz geçilmez metodudur...
Onun için de kelimelere değil, kelimelere yüklenen anlamlara bakarım!
Günümüzde bal diyerek zehir yedirenleri çok görüyoruz.
Ama onlar, bana göre kesinlikle hınzır zavallılardır!
Çünkü şu ilahi gerçeği bilmezler;
(Allah, şüphe yok ki açık konuşulan sözü de bilir, gizlediğiniz sözü de)
Niyetin ibadetlerde bile ne derece önemli olduğunu her mümin bilir...

Has niyetli insanların elbette ki Allah yanındadır...
Kötü niyetlilerin ise olsa olsa başta şeytan olmak üzere, kötüler ve en iyimser ifade ile ahmaklar yanında olur.

Bazen iyi niyetle başlanan işlerin kötü netice verdiği de olur.
Yaratan‘ın bunu görmemesi mümkün mü? Elbette değil... Elbette görür...
Onun için Allah‘ın Resul‘ü bile “ameller niyetlere göredir„ diyerek bunlara bir çıkış kapısı göstermiştir...
Tabi çıkmasını bilene!
İşte bu gerçeklerin ışığında Türkiye siyasetini gözetliyorum...
Tek aşkları yine kendileri olan narsist tiplerin körlüğünü seyrediyorum.
Zeka sıfır...
İhtisas sıfır...
Tecrübe sıfır...
Feraset Hak getire....
Ama adamı kader bir yere getirmiş, eline mikrofonu vermişler konuşuyor...
Ve her şeyi biliyor aklınca!...
Ancak kendini bilmiyor kendini...
Birilerinin kendini çok iyi bildiğini de bilmiyecek kadar zavallı!
Ama hakim...
Mühür onda...
Söz Onun...
İşin acı yanı böyle bir çapsızlığı üç kuruşluk dünya menfaati uğruna çaplı sandığımız, birikimli diye düşündüğümüz, alim sandığımız tipler dinliyor,
alkışlıyor....
Hatta çapsızlığı bırakın ahlaksızlıklarını bile,
“yolsuzluk başkadır, hırsızlık başkadır„ gibi şerefsiz kılıflara sokmaya kalkıyorlar!

Hadi diyelim ki bunların niyetleri iyi (esasında değil ya)
İyi niyet yukarıda saydığım hasletlerden uzaksa, yani zekadan, tecrübeden, derinliğine bilgiden, ferasetten yoksunsa,
daha berbat neticeler doğuruyor...
İşte o zaman başlıyorlar saçmalamaya!
Dünkü ak dediklerine bugün kara diyebiliyorlar...
Dün kahraman dediklerini bugün hain ilan edebiliyorlar...

Hasbelkader; demokrasinin bilinen yollarından değil, demokrasinin izbe deliklerinden geçerek bir yerlere gelmiş bulunan bu zavallılar,
zihni seviyesizlik, ruhi hamlıkları yüzünden iyi niyetle başlasalar bile bu niyetlerini başaracak kabiliyete, birikime sahip olmadıklarını samimi olarak itiraf edemiyorlar...
Hatta kendilerinin farkına varmalarına rağmen itiraf edemezler...
Egoları bırakmaz, ruhi rahatsızlıkları yani narsistlikleri itiraf etmelerine müsade etmez.

Hülasa şu yalan dünyadan aha geldim gidiyorum.
Ben bu siyaset dünyasında;
“Bu işi daha iyi başaracak insanların olduğuna inandığım için yerimi bırakıyorum„ diyen bir delikanlıya rastlamadım...
Belki varsa bile benim aklıma gelmiyor...
Ama ben bu işi herkesten daha iyi yaparım diyenden de geçilmiyor.
(Tabiki gerçekten işin hakkını vermiş olanları tenzih ediyorum)

Yani iyi niyet sahibi olsalar bile, iktidarlarının ve kabiliyetlerinin hudutlarını bilecek bilgiye haiz olmadıkları için, egoları o iyi niyetlerini bile silip süpürerek bunları ve bunlarla beraber manyetik alanlarına giren herkesi hayal kırıklığına, hayal kırıklığından da (ders alınmazsa) felakete götürür!

Velhasıl ne diyorsun Ozan Arif diyorsanız, demem o ki;

Bazılarının sabah elini yüzünü yıkarken (ayna benden daha yakışıklısı var mı) babından aynaya baktığı gibi, ruh aynasında da kendini iltimasla seyrederse, Yani kendini en kabiliyetli... En bilmiş... En bilge...
Hatta etrafındaki yalakalarının alkışları yüzünden hatalarını keramet, göbeklerini kutup yıldızı gibi görmeye başladıklarında o ülkede güneş batıyor demektir!
Güneş batarken de malumunuz küçük adamların bile gölgesi uzun görünür!
İşte emin olun ki; bu kişilerin ismi o ülkenin karanlıklarına yazılacak,
ruhları da o karanlıklarda yarasa gibi geberene kadar uçup duracaktır!..

Şimdi gelin yazımıza düğüm atarken kısacıkta olsa bunun tersini düşünelim!

Yani;
Hem iyi niyetli, hem de gücünün sınırlarını bilen erk sahipleri,
takdir duygularını sadece kendileri için kullanmayıp yeri gelince durum değerlendirmesi yapıp, “İşi ehline veriniz“ ilahi hükmünün ışığında hakkıyla temsil edemedikleri makamlardan çekilmesini de bilirse,
Hiç böyle siyaset ehli olan milletlerde kabiliyetler ortalıkta kalır mı!
Elbette kalmaz...
Ve o milletler daha sağlam adımlarla yeni ufuklara doğru daha hızlı ilerler...

Benimkisi hayal işte...
Kusura bakmayın pazar pazar başınızı ağrıttım herhalde!


23 Ağustos 2015,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de