Üye Girişi

Üye Girişi

UNUTAMADIĞIM BİR KÖY...

04 Haz 2014





Bu yazıyı, geçmiş çirkinlikleri hatırlatmak veya hala devam eden yaraların kabuğunu kaldırarak kanatmak için yazmıyorum.

Bu yazıyı yazmakdaki maksata;
tedavülden kaldırılmış, sadece İstanbul'da bir semt adı olarak varlığını devam ettiren “Vefa„ isimli duygu...
Daha doğrusu bir vefa borcu da diyebilirsiniz...

Yukarıda bir parça yansıtmaya çalıştığım o günlerin ruh hali içinde,
yani o günlerde bir davet aldım...

Kastamonu Tosya ilçesi Bayat köyünden,
"Şaban Kuru" isimli bir gönüldaşımız arayarak;

"Ozan'ım bizim köyümüzün, Ağustosun ilk haftası gelenek haline gelmiş şenlikleri vardır...
Yağlı güreşler, karakucak güreşleri, yarışmalar ve sanatçı misafirlerle bu şenlikleri her sene icra ederiz...
Bu yıl köylülerimiz Sizi ve Esat kabaklı'yı bu şenliklerde ağırlamak istiyor...
Yani sizi davet ediyoruz gelir misiniz.."
dedi...

Öyle köy-yayla şenliklerine gitme huyum olmamakla beraber daveti kabul ettim...
Esat kardeşimde de kabul etti...
Nasıl etmeyelim ki...
Oğuzun 24 boyundan biri olan “Bayat boyu„ köyünün,
Yani bu Türkmen yuvasının davetini kabul etmemek olmazdı...

İnanın senesini hatırlamıyorum.
Gün geldi çattı... Esat İstanbuldan, ben Samsundan yola çıktık ve yolda buluştuk...
Ana yoldan ayrılıp köyün yoluna düşünce sohbete başladık...
Malum Ağustosun ilk haftası, o gün Ülkücülerin yüreği Erciyes'te atıyordu...
Esat bir ara;
" Şuraya bak Arif Ağabey ya... Bugün bizim burda mı olmamız lazım dı " diye duygulandı...
Olsun be Esat dedim... Ne yapalım her şeyin bir bedeli var...
Cenab-ı Allah “ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol " diyor...
Biz elimizden geldiği kadar doğru olmaya gayret edelim...
Tabiki doğru olmanın, dik durmanın bedeli var...
diye söyleniyordum ki...
Esat bir eliyle direksiyonu tutarken diğer eliyle köyün girişinde iki ağacın arasına gerilmiş kocaman harflerle yazılı bir bez gösterdi.
İşte o zaman şaşırdım!..
Zaten Esat da dedi ki;
Ağbi konuştuğumuz söze bak...
Şu yazılı beze bak... Bu kadar tesadüf olur mu?
Cevap veremedim...
Şaşkınlıktan sonra duygu seline garkolmuştum...
Gözlerim iki ağaç arasında gerili o beze takıldı kaldı...
Bezde ne yazıyordu biliyor musunuz;

“ Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar...
Ama Bayat köyü'nden asla..„

Hadi gelde unut Bayat Köyü'nü...
Hele o haleti ruhiye içinde hiç mümkün mü?

Bu gurbet akşamında yine hatırladım Baya Köyü'nü...
Yine sızladı burnumun ucu...

Selam Olsun Bayat Köyü'ne...
Selam Olsun Bayat Köyü sakinlerine....
Selam olsun Şaban Kuru gönüldaşımın şahsında,
Bayat boyu yiğitlerine...
Ve tabi selam olsun Sevgili Esat Kabaklı kardeşime...
Bu yazıyla zamanını aldığımı düşünenler,
haklarını helal etsin...




 

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de