Üye Girişi

Üye Girişi

YALAN... YALAN... YALAN!..

07 Şub 2014

 

Çoktan beri televizyona bakmıyor, bilgisayarın başına geçmiyordum...
Bugün bir göz atayım dedim. (atmaz olaydım)

Arkadaş bu nasıl bir surat,
Benim sahnede giydiğim çarıktan beter vallahi!..

Yahu adam(!) utanmadan halâ konuşuyor ya....
Hem de bütün olup bitenlere rağmen...


Olup biten derken, malûmunuz;
Gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız,
Sıra sıra belgesel niteliğinde izlediğimiz, gerçekleri adeta gözümüze, kulağımıza sokan,
kasetlere, CD'lere rağmen konuşuyor...
İnkârı mümkün olmayan bir pislik manzarası...

"......Eskiden bizim köylerde helalar evden 70-80 metre uzakta yapılırdı,
Derme-çatma bir ihtiyaç kulübesi, 
gayet sığ kazılmış bir foseptik çukuru olurdu...
Fakirliğin gözü kör olsun suyu ibrikle taşınır, kapısı bile ya bir hasır parçası ya da bir eski kilim veya kıl palazı ile oluşturulurdu...
Ama çocukken en dikkatimi çeken yeri, 
gayet sığ kazılmış, üstün körü kapatılmış lâkin çoğu yeri açık kalmış foseptik çukurlarıydı...

Çocukluk ya işte; yayılan pis kokulara rağmen şöyle az kenarından o kuyuları bazen seyrederdim!
O korkunç pislik karşısında adeta uyuşur kalırdım! 
Çünkü yaz güneşini açık yerinden alan o foseptik çukurları vıcık vıcık kaynardı...
İnanın sarmaş-dolaş olmuş necaset kurtlarından necaset bile görünmezdi...
Ve onların üstünde uçuşan, hatta bazen de onların aralarına konan,
tabiri caizse “Armani„den, “Christian Dior„dan, veya “Ferrace„den giyinmiş gibi,
kuzguni bir yeşillikle parıl parıl parlayan, koca koca b.k sineklerini hayretle seyrederdim..„

Efendim beni affedin böyle bir tasviri yaptığım için...

Ne yapayım bugün memleketimizde seyrettiğimiz manzara bana o foseptik çukurlarını hatırlatıyor...
İnanın o foseptik kuyusunu seyretmeye dayanıyordum ama bunları seyretmeye dayanamıyorum!
Zira daha berbat...
Zira daha çirkin...
Zira o foseptik çukurunda riya yoktu... Yalan yoktu...

Ama bunlar olduğu gibi yalan...
Ama bunlar olduğu gibi riya....
Mazbatalı Firavun olmuşlar, ama halâ Hz. Musa'lık taslıyorlar!

Konuşuyor...
Nerde?
Her yerde...
Ben Isparta'yı, Muğla'yı dinledim,
Netice;
“ Benim oğlum bina okur... Döner döner bir daha okur..„

- Eeeyyy.. Persilvanya'daki Hoca...
- Parelel devlet veya paralel yapı...
- Eeyy... CHP genel müdürü...
- Eyy... Üçlü ittifak 
- İnlerine gireceğim...
- Baş örtülü bacılarım...
- Siz biliyor musunuz; 
              Şu kadar yol vardı biz şu kadar daha yaptık..
              Şu kadar hava alanı vardı biz iki katını yaptık...
- Duysanız bile inanmazdınız Şırnak'a hava alanı yaptık...
Vesaire... Vesaire... Vs.....
Yaptıklarının reye tahvil olabileceklerini sayıp duruyor...
Ama yüz sene geçse bile çıkması mümkün olmayan çaktığı ihanet kazıklarını saymıyor...

Yapılan iyi bir şey varsa inkâr edenin gözü kör olsun...
Fakaaat... Yapılan ihanetleri, yapılan hırsızlıkları, yapılan yolsuzlukları, yenilen yetim haklarını inkâr edenlerin de gözü kör olsun!..


Eyyy... Türkiye Cumhuriyeti kuruldu kurulalı yapılmayanları yaptığını iddia edenler;
El Hak... Belkide haklısınız!
Bu yaşa geldim bu devleti idare noktasına gelmiş çoook hırsız gördüm...
Ama hepisinin yaptığı hırsızlık sanırım sizin 11-12 senede yaptığınızın çeyreği olamaz...
Hadi bunu da geçelim!
Ama şu “Hem suçlu, hem güçlü„ veya “ Hem kel, hem fodul„ tavırlarınız yok mu!.. Öldürecek beni arkadaş!..

Unutmayın Beyler...
Yelkenlerini yalan rüzgârıyla dolduranlar, gerçeğin sert kayalarına çarpınca nasıl dağılacak göreceğiz...
Bırakın şu madur pozlarını!
Kayığınızı kendiniz sallayıp çarşaf gibi suda fırtına var demeyin...
Yalan... Yalan... Yalan.
İşiniz gücünüz yalan....
Sizi dinleyenler bıkmamış olabilir...
Ama ben sizin yalanlarınızdan bıktım... Sizin riyalarınızdan iğreniyorum...
İnanın, yalanı dinlemek, söylemekten daha güçmüş vesselam!

Allah belanızı versin demiyorum! Zira vereceğini biliyorum...
Diyorum ki;
Rabbim sizin belanızı, o yalanlarınızla kandırmaya devam ettiğiniz Millet'e verdirsin inşallah...



2 Mart 2014 / Bad Homburg



 

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de