Üye Girişi

Üye Girişi

TEŞEKKÜR EDİYORUM!..

28 Oca 2014

Kimsenin gitmemesi için yapılan toplantıları, yapılan tehditleri, akla gelmeyecek baskıları,
iftira seneryoları, salonları iptal ettirme gayretleri ile resmi makamlara yapılan ihbarları;
o da olmayınca şölenlerin iptal olduğu yaygaraları, velhasılı yazmaktan utandığım başka rezillikleri birebir yaşayanlardan kısmen dinledim...
Kendim de yaşadım...

Dolayısıyla ne yalan söyleyeyim yine kendi kendime;
" Boşuna yaşamış, boşuna uğraşmışsın Ozan Arif..„
dedim..
Çünkü bütün bu çirkinlikleri yapanlar el değil!

Önceleri benim yaptığım sohbetleri, şölenleri,
Avrupa'da, “Dev-sol, Dhkp/c,Tkih, Tkp/ml, gibi, tikko„ vs. veya daha yumuşak sol geçinen örgütler, kuruluşlar,
Amerika, Kanada gibi yerlerde de Asala, Taşnak, yani Ermeni diasporası protesto eder veya engellemeye kalkardı...

Ama dedim ya bu sefer,
Ne bu seferi!
Nerdeyse 15 senedir, engellemeye kalkanlar, sesimi kısmaya kalkanlar,
yaptığım şölenlere gelenlerin önünü kesenler bunlar değil,
Hatta Pkk bile değil!..

O değil... Bu değil... Peki kim? diyeceksiniz...

Kim olacak, maalesef benim ülküdaşlarım!
Bizim arkadaşlarımız!
Tüylerine hata gelse yüreğim sızlayacak olan bizim evlatlarımız!
Esasında bana karşı aldıkları emirleri yerine getirmeye çalışsalar da...
Onlar halâ evlerinde, arabalarında, kendi aralarındaki arkadaş sohbetlerinde beni dinleyen,
Şu konuda, acaba Ozan Arif ne diyor diyen, 
Ve yemin ediyorum vicdanıyla başbaşa kalınca " Ozan Arif doğru söylüyor „ deme erdemliliğini gösteren kardeşlerimiz!..
Onlar; kıraldan fazla kıralcı geçinen,
kendi koltuklarını korumak uğruna bir sevdanın mensuplarını karşı karşıya getirmeyi bile göze alan,
Dava adamı olmayı bırak, adamın adamı bile olamayan,
hatta adam bile olmayanların ancak finoluğunu yapabilenlerin istismar ettiği kardeşlerimiz...
Beni kimse bu evlatlarımızla karşı karşıya getiremez!
Zira "Bozkurt, kendi yelesiyle uğraşmaz!"

Peki o zaman bunları neden yazma ihtiyacı duydum?

Efendim ben bunları, (yazının başlığından anlayacağınız gibi) teşekkür etmek için yazıyorum!
Kime teşekkür ettiğimi merak edenler olabilir.
Dortmund'da ve Forbach'ta, yani her iki gurbet köşesinde de,
Her türlü ayak oyunlarına, engellemelere, baskılara rağmen o salonları tıka-basa dolduran ülküdaşlarıma teşekkür ediyorum...
Yer bulamadığı halde sohbetimi sonuna kadar ayakta dinleyen yüreklere teşekkür ediyorum... 
Hele (ayaklarınızı kırarız tehditlerine gülerek cevap veren) ta Strasbourg'tan gelerek o güzel salona ayrı bir güzellik katan üniversite öğrencilerine teşekkür ediyorum...
Özellikle bütün gençlere, Bozkurtlara, Asenalara teşekkür ediyorum...
Dahası, o kucağında yavrusuyla gelmiş analara....
Bir yandan çocuğunu bağrına basan, bir yandan da tek kelimeyi bile yere düşürmeme gayreti içinde olan analara teşekkür ediyorum...
Yeri geldiği zaman salonlarda sinek uçsa duyulacak derecede sessizliği ve dikkati hakim kılan,
Yeri geldiği zaman o salonlarda atom bombası gibi patlayan, coşan, ele avuca sığmayan gönüldaşlarıma teşekkür ediyorum...
Sadece söylemenin değil, dinlemenin de bir sanat olduğunu bana öğreten gurbetçilerimize teşekkür ediyorum...
Bu Vatan Ateşi'ni yakan derneklere, teşkilatlara ve o teşkilatların yöneticilerine,
O teşkilatlarda ağabeyliklerini sürdüren gardaşlarıma teşekkür ediyorum...

Daha doğrusu yukarıda dediğim gibi;
" Boşuna yaşamış, boşuna uğraşmışsın Ozan Arif..„ diye kahırlanışımı adeta tekzip eden,
İtiraf edeyim ki;
Bana varlıklarıyla, tavırlarıyla, ortaya koydukları o muhteşem manzaralarla,
boşuna yaşamadığımı gayet güzel anlatan gurbetdeki Türk milliyetçilerine teşekkür ediyorum...

Yahu Ozan Arif;
Sen o salonlarda teşekkür etmedin mi?

Elbet te ettim... Ama bunu salona gelemeyenlerin de duyması için yazmam gerekirdi onun için de yazdım.
Madem yazdım bu vesile ile beni özlediğini,
kendilerinin bulundukları şehire veya ülkeye ne zaman geleceğimi soranlara da şunu söyliyeyim!

Değerli Ülküdaşlarım;
Ozan Arif'in öyle her sahnede icrâ-yı sanat yapan, sohbet yapan sanatçı türü olmadığını hepiniz bilirsiniz!
Bizim şölenlerimizi ülkücü kuruluşlar veya ülkücü yürekler organize eder...
Bulunduğunuz yerde ülkücüyüz diyen, ülkücü olduğunu iddia eden kuruluşlar varsa gidin onlara söyleyin!
Deyin ki;
“Biz Ozan Arif'i (eskiden olduğu gibi) bu şehirde görmek ve dinlemek istiyoruz..„
Bakın bakalım ne diyecekler!..

Vallahi bak şaka değil siz gidin ve söyleyin...
Bunun iki faydası var!
Birinci faydası; Eğer davet eder organizeyi yaparlarsa sizlerle kucaklaşır hasret gideririz...
İkinci faydası; Böyle bir organizeye cesaret edemeyenler size muhakkak "neden Ozan Arif'i getiremeyeceklerini" bir şekilde anlatmaya kalkacaklardır,
İşte benim yıllardır anlatamadığımı onların tavırları belki size anlatır ve ben de herkese cevap vermekten kurtulmuş olurum.
Ancaaak... Sakın o eski para-pul karalamalarına inanmayın.
Şundan emin olun ki;
Bizi çağırmaya herkesin parası yeter, 
Amaaa...
Yüreği yeter mi onu bilmem!

Kim "gel„ demiş te, gelme mişiz?


 


 

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de