Üye Girişi

Üye Girişi

SİZ CAMBAZI SEYREDİN!

16 Kas 2013

İlmine güvendiğim onlarca tarihçinin sohbetlerinden edindiğim bilgi ile bunları yazıyorum!

Herbiri bir açılımla elimizden uçup giden, 
Girit'in, Bulgaristan'ın hülasa bütün Balkanlar'ın elimizden çıkışını Allah için hele bir okuyun...

Ben bunların hikayesini anlatacak değilim...
Oraların elimizden çıkışında Hangi devletlerin pilanları vardı,
Hangi Türk düşmanlarının yalanları vardı,
İçimizde onlara çanak tutan, çanak tutturulan,
Bize de mekteplerde büyük devlet adamı diye yutturulan hainleri bugün biliyor ve görüyoruz...

Ama o devirde yaşayan halk göremedi...
Körü körüne bir boyun eğişle acı gerçeği görebilenlere de kulak asmadılar...
Çünkü can derdine düşürüldü ahali!
Gerçi şartları daha başkaydı o dönemin...
Bugünkü gibi iletişim malzemeleri, teknolojileri yoktu...

Ama ne olursa olsun koskoca Osmanlı İmparatorluğunu, dağa çıkan, müslüman Türk köylerini basan çeteler dize getiremezlerdi lakin getirdiler...
Dışardan o çetelerin hamisi olan devletler (Hem de bize dost görüntüsü veren devletler) ve çeteler şartlarını dayattı, 
İçerden de devleti işbirlikçiler sattı...
Netice olarak Koskoca Balkanlar battı!..

Şimdi o müsebbipleri elime geçirsem gırtlaklarını sıkarım.
Fakat artık arasam da onları bulamam!
Zamanında görülmeyen hesaplar ahirete kalırmış!

Ben böyle düşünüyorum ama o müsebbiplerden öyleleri vardı ki (Afedersiniz) Balkanlar elden giderken itibarlı gavatlardı!
Yahu gavat dedim diye beni ayıplamayın hemen, 
(Hem biliyorsunuz devlet modası!)
Karı satana gavat dendiğine göre, vatan satana bu kelime az bile!..
İşte o Balkanları teslim eden hainlerin gittikleri yerlerde halkın varol... Çok yaşa'..sıyla karşılaştıkları bile oluyordu!

Eeğee...
Ne diyorsun yani Ozan Arif!
Valla hiç birşey demiyorum... Dedim, dedim de ne oldu?

Haberleri seyrederken Diyarbakır'daki panayır hazırlıklarını gördüm...
Medyanın çanak tutuşunu seyrettim, Pavyon bülbüllerinden beklenen medet,
Ve Panayır cambazları düşündürdü beni!
Dolayısıyla geçtim klavyenin başına...

Vay benim Diyarbakır'ım (Allah var tam benim mi bilmiyorum)
Vay benim Türkiye'm...
Yarın, öbürgün hatta bundan sonra hergün seyret medyayı...
Yazılısını da seyret, azılısını da!

Aha şimdiden ben söyliyeyim!
O medya o panayır cambazlarını gösterecek... Siz de ağzı açık ayran delisi gibi seyredeceksiniz...
Ama zaman-ı zuhurdan sonra vatanın cebini yokladığınızda anlayacaksınız ki ne bin yıllık kardeşlik kalmış ne de bin yıllık topraklarımız!
Dedimya sen ağzı açık ayran delisi gibi cambazları seyrederken,
Hatta Yaşa... Varol... diye onları alkışlarken bakacaksın ki elin oğlu malı götürmüş!

Ey aziz milletim ne olursun aç gözünü!
Geçmişten ibret al da, bugün sıkılacak gırtlakları yarına bırakma!
Bizim bulamadığımız gibi yarın da torunlarımız onları bulamazlar...

İnşallah haksız çıkarım...
İnşallah yanılırım...
Ama sanmıyorum.
Çünkü; Bölücü terörist kurşunları benim devletimin düşüncesini yönlendiriyorsa bu iş bitmiş sayılır.





 

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de