Üye Girişi

Üye Girişi

“EĞRİ CETVELDEN DOĞRU ÇİZGİ ÇIKMAZ„

01 Eki 2013

Hep dediğim şu oldu;
"Bu açılım-saçılım dedikleri şey Türk milletine ve Türk devletine ihanetten başka bir şey değildir"
Ben böyle dediğim zaman bazı siyasi şartlanmışlığı aklının ve idrakinin önüne geçmiş makarnaperver kömür gözlüler, hemen karşı çıkarlardı!
"Yapma ya Ozan Arif... Bunu senden beklemezdik.."
Çoğuda savunma yapacak yan bulamayınca şöyle derlerdi;
"Madem ihanet, resmini göster resmini...Begesini gösterde inanalım..."

Bu tür tepki verenlere sadece bakıp gülmüşümdür...
Zira aklıma hep o komik ifade gelirdi!
Hani şu meşhur rüşvetçi Engin Civan'a, ihbarcının mahkeme huzurunda sarfettiği cümle...
Engin Civan; bana rüşvet verdiyse belgesini göstersin deyince,
İhbarcı mahkeme huzurunda olduğunu unutmuş;
"Rüşvetin belgesi mi olur pezevenk.." demişti...
İşte bu sözü hatırlayıp, gülmüşümdür...

Eee... "Bana resmini göster..." diyene,
"İhanetin resmi mi olur a gözünü sevdiğim?.." diyecek halim yoktu ya nezaketen susardım!

Ama artık susmam!
Niye ?
Çünkü artık resmi var!.. Resimden de öte filimi var filimi!
Hani nerde?
Nerde olacak her yerde... Merak eden internetten indirip baksın...
Neye baksın?
Neye bakacak, sayın Başbakan Tayyip Bey Hazretleri'nin paketini nasıl açtığına baksın...

Evet evet beklenen paket...
Siz hala paket deyin,
Bana göre; rezalet
Bana göre; ihanet...
Hatta paket bile değil bohça bu bohça!
Siz bakmayın süs-püslü türban ile sarmalandığına! içi (afedersiniz) bok dolu...

Ben bu paketin, bu necaset dolu bohçanın içini karıştırmak istemiyorum...
Zira bundan sonra bu bohçanın içini karıştıran siyasiler, medyatörler, aydıncıklar hatta yağ çekmek için bohçanın içini yalayıp yutan yalakalar çok olur!
O sebeple beni bu işten azade kılın...

Ben bohçanın içini değilde, bohçanın sunumunu,
Daha doğrusu bohçayı sunarken Tayyip Bey'in hallerini konuşmak istiyorum!
Başbakan'ı seyrederken aklımdan geçenleri, zaman zaman da aklıma gelenleri paylaşmak istiyorum sizlerle...

Çokları gibi televizyonun karşısına geçtim ve dikkatle seyrettim...

Malum tavırlar, malum metotlar, malum saldırılar, malum vurgular ve malum jestlerle, mimiklerle bezeli,
Bir saate yakın süren peşrev faslı diyeceğimiz konuşmasına "korkma" diye başladı ama korkuyordu!
Hatta mezarlıktan ıslık çalarak geçenler gibi korkmuşluğu her tarafından salyavari akıyodu...
Halbuki ehl-i imanın korkacağı iki şey var biri Allah, biri de korkunun kendisidir!
Beyefendi bunların ikisinden de değil, başka şeyden korkuyordu!..

Bir saate yakın dediğimiz peşrev konuşmasının ardından yirmi dakikada paketini açtı...
O zaman da bir yumurta yapmak için bir saat gıdaklayan tavuklar geldi aklıma...
Yumurtada yumurta olsa... Cılk...
.......................
Haa bir şey daha geldi aklıma ama,
Anlatsam mııı? Anlatmasam mı?
En iyisi anlatayım olsun bitsin...
......................

Efendim malumunuz hac iklimindeyiz...
Hacı adaylarımız Allah'ın beytine yüzünü sürmek için yollara düştü hatta kimisi mübarek topraklara vardı bile...
Ne mutlu ihlas ile bu görevi ifa edenlere.... Allah mübarek etsin.....
....
Şimdi öyle işler oluyor mu bilmem!
Eskiden bazı hacılar Arabistandan dönerken kaçak altın getirip satarak haclarını bedavaya getirirlerdi.
Hatta bu işi ticari boyuta taşıyan hacılar vardı,
Hemen akla şu geliyor tabi...

Hacı kaçakçılık yapar mı? Yapmaz...
Hacı yalan söyler mi? Söylemez...
Ama bazı kurnaz hacılar harama helal elbisesi giydirmeyi,
Yalana, latife süsü vermeyi hatta doğru gibi göstermeyi çok güzel becerirdi!

Neyse uzatmayalım:

İşte bu hacılardan biri hacdan dönerken aldığı altınları apış aralarına, yani kasıklarına zula etmiş...
Gümrükten geçerken gümrük memuru yaşlı hacıya sormuş;
"Hacı dayı kaçak göçek bir şeylerin var mı?"
Hacı, iki avucu açık elleriyle kasıklarını göstererek;
"Valla memur bey oğlum; aha buralarımda bir şeyler var ama ne sana yaraaar, ne bana yarar,
Yarasa yarasa kadına kıza yarar!" deyince
Gümrük memuru gülerek;
"İlahi hacı dayı, yahu mübarek yerden geliyorsun yine aklın oranda" der.
Hacı gayet pişkin ve yarı sulu şekilde ; "Ne yapaydım memur bey Arabistan'da kuma mı gömeydim" diye söylenir.
Gümrük memuru bakarki hacıya laf yetişmiyor
"Geç hacı dayı geç der"
Ve hacı sınırı geçer...

Şimdi hacı yalan söyledi mi?
Söyledi ama söylemedi gibi!
.....................

İşte Tayyip beyi dinlerken bu hacı geldi aklıma,
Paketi açılıncada (gerçi ben açılmadan da biliyordum)
Hacının haramı kamufle ettiği cevap!..
Ve kendi kendime mırıldandım...
"Yemezler Tayyip Efendi! Demokrasi filan geç bunları,
Bu senin paket Ne Türk milletine yaraar... Ne Türk devletine,
Yarasa yarasa ancak Pkk'ya yarar.."

Bohçanın içinden çıkanlara şaşıranlar var!
Ben hiç şaşırmadım.
Çünkü;
"Eğri cetvelden, doğru çizgi çıkmaz."

 


1 Ekim 2013

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de