Üye Girişi

Üye Girişi

İKİ KERE İKİ DÖRT!..

22 Nis 2013

Zaman zaman özelime gelen mektuplarda...
Zaman zaman da bizi konu alan sanal sayfalarda bazı kardeşlerimizin düşüncelerini okuyor ve anlamaya çalışıyorum...
Çoklarından faydalandığım olmakla beraber,
Beni bazen şaşkınlık ve hayret içinde bırakanlar da oluyor!
Faydalandıklarım saymakla bitmez...
Amaaa hayrete düşürenler de az sayılmaz inanın...

Faydalanmaktan kastım bir çoklarınızın övgüsüne mashar olmak değil...
Yani faydalandığımı söylediklerim bize hak etmediğimiz övgüleri yazanlar olmadığı gibi,
Hayrete düşürenler de bizi tenkit edenler, bize olan nefretini yazanlar değil tabi!..

Zira ben kendi yerimin nerede olduğunu biliyorum!
Benim yerim ne alkışlıyarak göklere çıkaranların gösterdiği yer,
Ne de yuh çekerek, tenkit ederek, hatta küfrederek birilerine yaranmak isteyenlerin gösterdiği yer!...
Ben bu gösterilen iki yerin arasında bir yerdeyim...

Peki Ozan Arif seni şaşkınlığa hatta hayrete düşüren ne? diyeceksiniz

Ne biliyor musunuz...
Hiç meseleyi incelemeden, bilgi sahibi olmadan, işin aslını-astarını anlamadan ahkam kesenler yok mu...
İşte bunlar!

Ya sabır diyorum olmuyor...
Yazmayayım diyorum olmuyor...
Boş ver Arif diyorum yine olmuyor...

Yazınca da niye böyle yazdın?
Şimdi bunları yazmanın sırası mı?
Şimdi bunları söylemenin zamanı mı?
Yok şöyle... Yok böyle... vs.

Hani şu;
Yuvaya dön...
Git partinin kapısına dayan...
Al sazı omuzuna, git felancıdan özür dile...
Yok elini öp...
Yok ayağına kapan...
Ozan‘ım şimdi küsmenin sırası mı?
Ozan‘ım şimdi birlik zamanı...
Ozan‘ım davamıza sahip çıkma zamanı...
Daha böyle bir sürü mesnetsiz beyanlarda bulunan klavye büyüklerimiz yok mu...
İşte bunlar beni hayrete düşürüyor.

Be Arkadaşım;
Ozan Arif nereye gitmişte yuvaya dönecek?
Neden kovulduğumuz yerin, hatta kongresine bile alınmadığımız yerin kapısına dayanayım?
Sanki kapıya dayanılsa hemen içeri alacaklar...
Adamlar kolundan tuttuğunu dışarı atıyor kör müsünüz?
Ne suçumuzu gördünüz de özür dile diyorsunuz?
Yanlışı işaret etmek veya doğruyu söylemek ne zamandan beri suç oldu?
Öpülecek el mi var da, el-ayak öpmemizi istiyorsunuz?
Küsen kim arkadaş?
Kovan kim?..
Kovulan kim?
Ayrılık olsun, yahut ayrıldım diyen mi var?

Bu Ozan Arif, davaya daha başka nasıl sahip çıkacak acaba?..
Uçkuruna sahip çıkamayanlar davaya sahip çıkıyor da, Ozan Arif çıkamıyor öyle mi?

İpin ucunu vermişsiniz puştun eline,
Ozan şöyle... Ozan böyle...
Ayıp be...
..............
Gel görüşelim..„ dediler...
İçimize sinmediği halde,
Geliyoruz tamam..„ dedik...
.........Yola çıktık giderken,
Görüşmekten vaz geçtik... Gelme..„ dediler.

Şu rezilliğe, şu tutarsızlığa bakın!

...................

9 Işığın “Şahsiyetcilik„ maddesini bile ayaklar altına almışız bazı kardeşlerimizi keyfetmek için...
Hal böyle iken yine bazı arkadaşlarımıza göre hala nefis yapan Ozan Arif...
İnsaf... İnsaf...

Bu mesnetsiz beyanlarda bulunan ülküdaşlarıma sesleniyorum;
Eğer ülkücü iseniz... ( ki ülkücü olduğunuzdan şüphe etmiyorum)
Ozan Arif‘in verdiği mücadelenin sizin de ülkücülük onurunuzu kurtarma mücadelesi olduğunu anlayacaksınız...
Ama korkarım iş işten geçmiş olacak...
Başbuğ‘uma kalmayan dünya,bana kalacak deyilya....

Anlamadığım şu;
Arkadaş hırsızın hiç mi suçu yok, yahu?..

Beni bunları yazmaya adeta mecbur edenler tekrar size sesleniyorum;

Ne düşünürseniz düşünün...
Dediklerimi nereye çekerseniz çekin...
Nasıl mütala ederseniz edin, artık benim için önemli değil...

Seven veya sevmeyen herkese yalvarıyorum!
Siz boş verin Ozan Arif'i, Bahçeli'yi falanı-filanı...
Üç hilali yetim bırakmayın...
Nereye çağrılırsanız oraya koşun...
Bursa'da olduğu gibi... İzmir'de olduğu gibi... Yeri, göğü Ay-Yıldızlı bayrağımızla doldurun...
Fikrinizi ayaklarının altına alanları rezil edin!
Siz de onların korkudan kopan yüreklerini ayaklarınızın altına alın...

Lakin şu gerçeği de kabul edin!

Dağı taşı inim inim inletsek bile...
Oy oranımızı yukarılara çeksek bile...

Milliyetçi Hareket'i Bahçelinin elinden kurtarmadan,
Türkiye'yi Tayyip'in elinden kurtarmak zor... zor... zor...

2 × 2 = 4
Yani iki kere iki, dört...


22 Nisan 2013

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de


  • Ettiler
    Yine duygulandım, yine içlendim, Neden beni terk-i sıla ettiler, Söyledim suçlandım, yazdım suçlandım, Ömrümü çekilmez çile ettiler.
    Devamını oku...
  • MERHABA
    Selam vermek şart elbet, Selam, selam merhaba. Başlamadan muhabber, Selam, selam merhaba.
    Devamını oku...
  • KOYNUMUZDA BESLENMİŞ...
    Ah Başbuğ'um bazısının gözleri,Timsah gibi hep yalandan ıslanmış!Sen gidince kandırmışlar bizleri,Meğer düşman koynumuzda beslenmiş...
    Devamını oku...